Kahvaltı Etmeden Okula Gitmek Yok!
Önceki
ŞANSLIYIM
Pati'nin Annesi ve Babası Kavga Ediyor
Sonraki
Aile

Anneciğim ve Babacığım; Tartışma Bir İhtiyaçtır!

Medine Hacıömeroğlu19 Aralık 2014

Sizi Anlıyorum 

Anneciğim, sen çalışıyorsun. Eve geliyorsun, evin işi seni bekliyor. Ben de seni bekliyorum. Sen yorulmuşsun. Canın hiç Bir şey yapmak istemiyor. Babam keşke benimle biraz ilgilense, masayı da o hazırlasa, çayı da demleyiverse ne de güzel olur diye düşünüyorsun. Seni anlıyorum. Babam da ”Canım, çok yorgunum. Sen yapıver işte.” diyor ve olanlar oluyor. Kavga etmeniz kaçınılmaz. Hekes diğerinin daha az yorgun olduğu kanısında. Herkes birbirini suçluyor. Herkes karşı taraftan bekliyor.

Babacığım, annem “Hayatım, bak sana gelmek istiyor.” deyip beni senin kucağına atıveriyor. Ve ben 5 dakika sonra ağlamaya başlıyorum. Sen de doğal olarak beni anneme geri veriyorsun. Annemin ne yapsa beğenirsin? Tabii ki de sinirleniyor “Sen zaten onunla sadece ağlamazken ilgileniyorsun, ağlayınca hemen annesi yetişsin. Sonra da “Annesi tüm gün evde ne yapıyor ki!” oluyor!” diye kendini tutamıyor. Seni de anlıyorum, babacığım. Annemi düşünmediğinden değil sadece benimle nasıl başaçıkabileceğini bilmiyorsun.

Sizi, her ikinizi de, geri kalan anne-babaları da anlıyorum. Hayatı paylaşırken tartışmalar kaçınılmaz. Her ailede, her ilişkide sorunların olması gayet normal. Rahatsızlık veren, sıkıntı yaşatan problemlerin mutlaka dile getirilmesi, konuşulması, tartışılması gerekir ki aşılsınlar. Tam da yeri gelmişken size söylemeden geçemeyeceğim bir husus var. Tartışma ile kavgayı karıştırmamak gerekir. Kavga deyince akla şiddet ve darp akla gelmeli. Tartışma ise kavgaya nazaran sorunlarımızı çözerken izlediğimiz daha medeni bir yöntemdir; sesler yükselmeden, kalpler kırılmadan yapılan bir konuşma biçimidir. Ben size, tüm anne-babalara “Kavga etmemek için elinizden geleni yapın. Kavga sonrası yaşanacak olan huzursuzlukların yaşanmaması için kendinizle mücadele edin.” diyorum. Bizleri, çocuklarınızı, kendinizi, aileniz düşünürseniz kavgadan mümkünse uzak durmaya çalışın. Hiç istemediğimiz kavgaların yaşanmaması için tartışmayı öğrenmeniz gerekiyor, tıpkkı çıkartmayı ve toplamayı öğrendiğiniz gibi. Nasıl tartışılır? Tartışırken nelere dikkat edilmesi gerekir? Tartışma başlı başına bir kültürdür.

Tartışmalara dönmek gerekirse; sevgili anneciğim ve babacığım, tabii ki de tartışacaksınız. Tartışmanın bir çok faydası var. Sen o yiyecek faydalı, bu yiyecek yararlı, şu yiyecek katkısız diyorsun ya, anneciğim. Ben de size biraz tartışmanın yararlarından bahsedeceğim.

Tartışarak Sınırlarınızı Belirliyorsunuz

Sevgili ailem, sürekli kavga ettiğiniz için size ve kendime nasıl yardımcı olabilirim diye düşündüm. Bu konuda biraz araştırdım. Öğrendiklerimi ve hissettiklerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Beraber bir hayatı paylaşırken benim duygularımın da önemli olduğunu düşünüyorum. Öncelikle “faydalı şeyler” odaklı yaşadığımız için tartışmanın artılarından başlayayım.

Tartışmalara “sınır belirleme mücadelesi” deniyormuş. İlişkilerde her iki tarafın da neleri ne kadar yapabilir görmeli. Herkes kendi kşiliğini ne derecede sergileyebilir bilmeli. Beraber sürdürülecek yaşamda kendini ne kadar gerçekleştirebileceklerini bilen partnerler arasında yaşanan sürtüşmeler azalır. Tartışın ki kişilik ihlalleri oluşmasın. Anneciğim; sen babamın bir davranışından hoşnut kalmadığında bunu ona söyle, kendi fikrini belirt. Sen babamdan ayrı bir kişiliksin. Siz farklısınız. Fikir ayrılıkları yaşamanız beklenmeyen Bir şey değil. Sen değerlisin. Bunu kendine de hatırlat. Değerli olduğunu hissettir kendine. Öfkeni bastırma. Babacığım, bu söylediklerim senin için de geçerli. Sen de değerlisin. Kimseye sana değersiz olduğunu hissettirme fırsatı verme, bu annem olsa dahi. Eş olmak insan olarak eşit olmak demek. Eş olmak birbirini tamamlamak demek. Eş olmak biri var olurken diğerinin yok olması demek değil. Birbirinizin kişilik sınırlarını tanımalısınız. Karşılıklı saygı adına adımlarınızı bilinçli atarsanız kendinizi önemsiz ve önemsenmeyen hissetmezsiniz. Hep sağlıktan bahsediyoruz ya, ilişkinin sağlıklı olanı da budur. Sen ya da annem pasif kişiliğin özelliklerini sergiliyorsanız ilişkiniz hormonsuz olmaz; katkılı ve yapmacık olur. Fikirlerin karşılıklı değil de tek taraflı olduğu bir iletişimde de ne hüküm sürmek isteyen baskın karakter, ne de her şeye istemese de evet diyen pasif olan taraf mutlu olabilir. Düşman isyanlar ister. Her şeye tamam diyeni de yönetmek tatmin edici olmasa gerek, ortada yönetmek diye Bir şey varsa tabii. Karşımızda depresif bir aile tablosu görürüz. Sürekli alttan alan partner dışarıdan mutlu görünebilir. Kendi kişiliğini, kendini yaşayamamanın getirdiği sıkıntıları içinde yaşamaya devam eder. Biriktirdiğiniz sorunlar sizi tutumlu yapmaz. Ertelediğiniz sorunları belki geçici olarak unutabilirsiniz, ama uzun vadede sık sık kendini hatırlatacaklardır ve artık büyük boyutta karşımıza çıkacaklardır; patlamaya hazır bomba gibi. Artık zamanında yapılmamış tartışmalar kavga şeklinde ortaya çıkar.

Ben De Tartışmayı Öğrenirim; Yanımda Tartışabilirsiniz 

Canım ailem, tartışmalarınız ufak çapta olursa ben incinmem. Anneciğim, seni rahatsız eden şeyi nasıl ifade ettiğini görürüm. Babacığım, sen ise öfkelendiğinde duygularını nasıl kontrol ettiğini görmüş olurum. Bana tartışma eğitimi vermiş olursunuz. Karşılıklı fikir alışverişinin nasıl yapıldığına şahit olursam ben de kendi ilişkilerimde duygularımı çekinmeden ifade edebilirim. Karşımdaki insanı dinlemem gerektiğini öğrenirim. Benimkinden farklı görüşler olabileceğini anlayıp onlara da saygı gösteririm. Aksi halde ya duygularım hakkında konuşamayıp depresif kişiliğe sahip olurum ya da kavgacı bir tip olur çıkarım. Araştırmalar kavgacı ailede yetişen çocukların beyinlerinde oluşan reaksiyonların savaşa katılan askerlerinkilerle benzerlik içinde olduklarını gösteriyormuş.

Yanımda tartışabilirsiniz, hatta yanımda tartışın. Tartışmalarınıza şahit olmazsam insanların ilişkilerinde hiç sorun olmuyor gibi bir yanılgıya düşeceğim. Kendi ilşkilerimde de gerçekçi olmayan bir beklenti içine gireceğim, hayal kırıklığına uğrayacağım. Yanımda tartışmasanız bile tansiyonun yükseldiğini hissederim. Endişelenirim, yanımda tartıştığınız zamankinden daha fazla endişelenirim. Biz, çocukların hayal güçleri o kadar geniştir ki sizin gizlediğiniz o boşlukları biz akıl almaz şeylerle doldurabiliriz. Emin olun mevcut gerçek bizi daha az yaralayacaktır. Sizin sessizliğiniz bizi tehdit eder, ürkütür.

Sizin tartışmalarınızla ilgili bizi endişelendiren bir diğer kaçırmamanız gereken nokta ise mutlaka tartışma sonrasında bir çözüme vardığınızı görmemiz gerekir. Yanımızda tartışmış olsanız bile hallettiğinizi görmezsek korkularımız hiç azalmamış olur. Daha az önce bahsettiğim hayal gücümüz yine devreye girip “Babam bıçağı alıp annemin kolunu keserse.” gibi olmadık şeyler düşünürüz. Sürtüşmelerinizi yanımda gerçekleştirin.

Yoksa odamın kapalı kapısının arkasında hayal dünyam bana yapmadığını bırakmaz. Tartışmanız sona erdiğinde benimle konuşmayı, endişelerimi azaltmayı ihmal etmeyin. Yoksa korkularımla ve endişelerimle başbaşa kalırım. Mutlaka “Seninle ilgisi yok.” mesjını verip içimi rahatlatmalısınız. Tartışmalarınıza beni hakem yapmayın. Beni düşünerek aranıza girmemem gerektiğine dair beni uyarın. Ben de büyüyünce başkalarının hayatına müdahale etmeyeyim; diğerlerini düşünerek kendi hayatımı yaşamayı unutmayayım. Anneciğim ve babacığım, her ikiniz de benimle birbirinize karşı işbirliği yapmayın. Birbirinizi kötülerseniz her ikinize de saygı duymam, mutsuz olduğunuzu anlarım.

Düzgünce Tartışın 

Tartışma esnasında birbirinizin zaaflarını ve önceden yaptığınız hataları vurgulamayı ihmal etmezseniz bu artık tartışma olmaktan çıkar, kavga boyutuna taşınır. Tartışma amacını aşmış olur. Ortak noktaya varılmak hedeflenirken kalpler kırılır, gönüller yaralanır, pişmanlık tohumları ekilir. Benimle bile ilgilenmeyi unutursunuz. Kendinizi o kadar kaptırmış olursunuz ki bugünden koparsınız. Bir evi paylaşıp ortak bir hayat paylaşmaz olursunuz. Ben de küsmeyi, sevdiklerimin yanındayken onlardan uzak olmayı öğrenmiş olurum. Sevdiğim için pişman olmayı bilirim. Sevdiğimden ve kendimden nefret etmeyi ertelemem, ona ve kendime güvenmediğim için.

Öldürme ve intihar gibi tehditlerde bulunmayın. Boşanma, terk etme ve ayrılma ifadelerini kullanmayın. Böyle bir korkuyu kendinize de bana da yaşatmayın. Bu kötülüğü kendinize de bana da yapmayın.

Ve son olarak önemli olan bir şey daha: hırsınızı benden çıkartmayın. Gücünüz bana yettiği için öfkenizi bana yöneltmeyin. Kavgada ben size rakip olamyacağım için siz öfkenizi sakınmadan kusabileceksiniz. Farkında değilsiniz ki ben de ya hep biriktirip susmayı tecih eden taraf olacağım ya da tıpkı sizin şu anda yaptığınız gibi gücümün yettiğini ezeceğim. Anneciğim, ya senin kaderini paylaşacağım; ya da babacığım, senden bir farkım olmayacak. Bilmiyorsunuz ki aile, eş, evlat, sevgi, mutluluk kavramları güce dayalı değil, daha doğrusu kazanan bileğin gücü değil de kalbin gücüdür. Öyle olmalı. Küçük gönlüm bunu ister.

PATİKK
Araç çubuğuna atla