Aşıyla Önlenebilen Hastalık Sayısı Artıyor
Önceki
ŞANSLIYIM
Çocuğumu İnternetten Nasıl Koruyabilirim?
Sonraki
Aile

Kardeşini Kıskanıyor | Ne Yapabilirim?

Sevdiğiniz kişiyi biriyle paylaşmak zorunda kalsanız nasıl hissedersiniz? Şu anda bunu düşünmek bile size çocuğunuzun duygularını anlatmıştır biraz; çünkü evdeki büyük çocuk yeni gelen küçük misafirle şimdiye kadar sadece onun olan her şeyi paylaşmak zorunda. Hayatı o kadar çok değişti ki. O her şeye itiraz etmesin de, itmesin de, bebekleşmesin de, annesi kardeşi emzirirken koltukta zıplamasın da kim yapsın tüm bunları? Onu daha az sevdiğinizi düşünüyor değil mi? Bu yollara sizin ilginizi çekebilmek için başvuruyor. Negatif bir ilgi ilgisizlikten daha iyidir. Sizin yaklaşımınız çocuğunuzu yaşadığı bu travmatik durumdan çıkmasına yardımcı olacaktır.
gujjar26 Kasım 2014

Onu Dahil Edin 

Eve alınacak bir eşya olduğunu düşünün. Bir gün eşiniz eve geliyor ve bu eşyayı aldığını söylüyor; üstelik sizin fikrinizi sormadan. Nasıl hissedersiniz? Değersiz. Ya da yaz tatilini nerede geçireceğinizle ilgili seçimi tamamen size bırakıyor. Şimdi nasıl hissediyorsunuz?

Çocuğunuzun da fikrini sorun, “Kardeşine kırmızı şapkasını mı beyaz şapkasını mı giydirelim?” diye sorun. Onu güldürmesini isteyebilirsiniz. Büyük çocuğunuza akıl bile danışabilirsiniz “Sence nasıl yaparsam gazını daha kolay çıkartabilir?” diye. Harika çözümler üretirler. Bu ona kendini önemli hissettirir. Anne-babasının sevgisini tartarken ihtiyacı olan şey tam da budur.

Ondan yardım isteyin. O kadar çok şey yapabiliyorlar ki! Kardeşe banyo yaptırırken şampuanı o sıkabilir. Bebek ağlarken ona şarkı söyleyebilir. Bazen önceliği ona verin  “Küçüğüm sen biraz bekle, ablanın saçını tarayınca seni alacağım.” Bunlar çok ufak şeyler de olsa etkileri büyük. “Sen de işe yarıyorsun!” mesajını vermiş olursunuz. Kendine güveni gelir. İçini kemiren “Ailenin bir parçası değilim artık!” düşüncesini çürütmüş olursunuz.

Birbirilerine yardım etmelerini teşvik edin. İnsan birine yardım ettiğinde kendini mutlu hisseder, tatmin olur; yardımda bulunduğu kişiye de kötü duygular besleyemez. Başkası ona el uzattığında ise şükreder, minnet duyar, kendini borçlu hisseder, yapılan iyiliği karşılıksız bırakmamaya gayret gösterir. Böyle bir ilişki içinde olan kardeşlere benzer yaklaşımın neler kazandıracağını düşünürseniz onları teşfik etmekte tereddüt bile etmezsiniz. Kendinden emin ve mutlu olan bir insan kıskanmaz. Bu çocuklar için de geçerlidir.

Kardeşine temiz bir bez mi getirdi, düşmemesi için peşinden koşup yakaladı mı! Övün, takdir edin. Olumlu davranışı pekiştirmiş olursunuz.

Çocuğunuz hiçbir şekilde yardım etmek istemeyebilir. Zorlamayın. O kendini hazır hissetmedikçe siz ısrar etmeye devam ederseniz çocuğunuz daha da öfkelenip küsecektir.

Onunla zaman geçirin, onu dinleyin, özel olduğunu hissettirin 

“Hadi gel beraber birşeyler yapalım.” o kadar çok sık kurduğumuz bir cümledir ki. Çocukların buna daha da fazla ihtiyacı var, hele yeni bir kardeş geldiyse. Hiç kolay olmasa da hergün sadece onunla birşeyler yapmaya çalışın;bebek uyurken, boyama yaparken ya da babasıyla beraber iken. Kardeşi akşamları daha erken yatırırsanız beraber okuyabilirsiniz, oyun oynayabilirsiniz. Yalnızca onunla zaman geçirmeniz önemlidir. Aslında her biriyle özel zaman geçirmek gerekir. Bu onlara kendilerini değerli hissettirir. Bu zamanın kalitesi önemli olduğu için, tamamen çocuğunuza odaklanmış olduğunuz 15 dakika bile yeterli olur. Çocuğunuza onun da bir zamanlar ne kadar küçük olduğunu anlatıp bebeklik fotoğraflarını gösterin. Büyük kardeş olmanın avantajlarından bahsedin. Kardeşinin küçük olduğu için yapamadıklarını onun yapabildiğini hatırlatın.

Anne-babalar çocuklarının her birini dikkatlice dinlemeli. Böylece her birinin fikrinin önemli olduğunun, her birinin özel olduğunun altını çizmiş olursunuz. Anne- babalarının tarafsız olduğunu bilecekler.

Sorunlarını Tek Başlarına Çözmelerini Öğretin, Aralarına Girmeyin 

Birşeyleri tek başına yapmış, başarmış olmak insanı mutlu eder, değerli hissettirir. Büyük çocuk yeni gelen kardeşin getirdiği duygusal sıkıntılarını kendine güvenerek, kendini değerli hissederek aşabilir. Anne-babanın çocuğu elinden geldiği kadar bağımsız olmaya teşvik etmesi çocuğa bu değerleri kazandıracaktır. Ayrıca ortada uygulanan bir kaba kuvvet olmadıkça anne-babanın kardeşler arasına girmemek onları “İşte bak ,sen hep onu destekliyorsun. Onu daha çok seviyorsun.” gibi yakınmalardan uzak tutmuş olacak. Aksi takdirde tarafsız olduğunuzu anlatamazsınız. Kimin doğru kimin hatalı olduğuna hakemlik etmeyin. Kimin başalattığını da sormayın; herkes diğerinin başlattığını söyler. Onun yerine “Bizim evde kavga yok. Kavga eden sonuçlarına katlanmak zorunda kalır.” daha tarafsız, daha çözüme yönelik, daha az yıpratıcı olur. İki çocuk da birbirlerinden uzaklaşmalı. Kabul etmedikleri takdirde ikisi de sonuçlarına katlanmalı. İkisini de sorumlu tutun. Zaten çoğunlukla ikisi de eşit ölçüde sorumludur; sataşmayı biri başlatır diğeri de karşıkıl verir, böylece de atışmalar devam eder.

Olabildiğince Eşit Davranın 

Anne-babalar “Sadece onunla ilgileniyorsun. Beni sevmiyorsun.” ları iyi biliyor.

Aslında böyle bir cümlenin arkasında “Sadece benimle ilgilen, sadece beni sev.” gibi bir talep yatıyor. Genelde kıskançlık sergileyene suçlu da olsa, kavgayı ilk başaltan da olsa daha çok ilgi gösterilir. Bu çok doğru bir yaklaşım değildir, düşmanlık duygusunu arttırır. Bu da ileriki yıllarda bile etkisini sürdürmeye devam eder. Her birini eşit ölçüde övmeye çalışın. Çocuğu övmek ona sizin onu sevdiğinizi gösterir. Çocuğunuzu sürekli ama abartmadan övmek onun kendine güvenini kazandırır; buna “hipodermik etki” deniyormuş. Ne kadar çok hipoddermik etki altında kalırlarsa çocuklar o kadar az kıskanç olurlarmış. Çocuk için övülmek demek “Beni anlıyorlar. İhtiyaçlarımı karşılıyorlar.” demek.

Bunun yanısıra küçüğü fazla korumayın. Bir dürtmeyi vurma gibi nitelendirmeyin. Aşırı korumacı bir yaklaşımın sonucunda büyük çocuk daha da yabancılaşır, soğur, içine kapanır. Aksine her fırsatı çocuklara birşeyleri öğretmek için değerlendirin. Onlar da ilk önce anne-babalarından anne-baba olmayı öğreniyorlar. Biz onlara örnek teşkil ediyoruz.

Bilinçli ve dikkatli davranmak daha az hata demek. Olabildiğince eşit davranın. Çocuklarımızın her biri farklıdır; farklı kişiliklere sahipler, ilgi alanları ve ihtiyaçları farklı; beklentileri de.

Konuşun ve Konuşmasına Yardımcı Olun, Kendinizi Çocuğunuzun Yerine Koyun 

Hepimizin konuşamadığı, konuşmakta zorlandığı, konuşmayı reddettiği konuları olmuştur mutlaka, değil mi? Biz, anne-babalar birer yetişkin olarak kendimizi ifade etmekte güçlük çekiyorsak, tecrübesiz olan miniklerimiz duygularını kolaylıkla nasıl ifade edebilsinler ki! Onlara bunu anne-babaların öğretmesi gerek. Aile olmak, arkadaşlık, yardımlaşmak gibi kavramları açıklayın. “Biz bir aileyiz, birbirimize destek olmamız gerek.” fikrinin altını çizin ve bunun pakişmesi için ona örnek olun. Çocuğunuzun olumsuz duygularını siz dile getirin “Farkındayım kardeşini senden daha çok sevdiğimizi düşünüyorsun. Seni anlıyorum. Benin kalbim çok büyük; hepiniz için yer var.” Böylece kıskandığını, kardeşini sevmediğini, ona zarar vermek istediğini söylemekte korkulacak bir şey olmadığını görmüş olur. Duygularını ve düşüncelerini paylaştıkça olumsuz duyguları da azalacaktır. Anne- babalar zorlamadan miniklerinin “duygu öğretmeni” olmalılar.

PATİKK
Araç çubuğuna atla