Bebeğim Benden Ayrılmak İstemiyor | Ne Yapmalıyım?
Önceki
ŞANSLIYIM
Chicco Liteway Puset İncelemesi
Sonraki
Davranış

Çocuğum Paylaşmayı Bilmiyor | Nasıl Öğretebilirim?

Hepimizin bazen paylaşmak istemedikleri olmuştur. Çocuklar için de paylaşmak kendilerinden bir parça vermek gibidir. Apar topar arkadaştan kaçırılan ama bir türlü de o küçük kucağa sığmayan oyuncaklar. Bu sahneyi çok iyi biliriz. “Eğer benim elimdeyse benimdir. Eğer senin elindeyse ve ben onu istiyorsam yine benimdir.” miniklerimiz bu düşünceyle hareket ederler. Kendi alanlarının sınırlarını çizmeye çalışırken her şeyi sahiplenirler. Bu sürecin daha kolay atlatılabilmesi için işte anne-babalara birkaç tavsiye:
Medine Hacıömeroğlu5 Aralık 2014

Sahiplenme Arzusunu Doyurun 

Paylaşmak istememek ilkokul çağına kadar normal bir davranıştır. Çocuğunuz oyuncaklarına dokundurtmuyorsa bile bu onun ileride bencil biri olacağı anlamına gelmiyor. Bu yaşanması gereken bir süreçtir. Çocuklar bu dönemde egosantriktir. Herşey ve herkes onlar için vardır. Tüm dikkati kendi üstlerinde isterler. Paylaşmayarak kendilerini farkettirmeye çalışırlar. Bu da “Benimle ilgilen.” deme biçimidir. Bırakın bazı şeyleri de paylaşmasınlar, doya doya sahiplensinler. Onlar için özel olan oyuncaklarını paylaşmak zorunda değiller. Önceden çocuğunuzla konuşup paylaşmak istemediklerini kaldırıp, paylaşmak istediklerini ise bırakabilirsiniz. Böyle bir şey yaparsanız onu anladığınızı ve ona değer verdiğinizi görür. “Bu benim!” demek “Ben de varım!” demek. Yeterince sahiplenemeyen çocuk karşısındakini kıskanır, onunla yarışa girer. Benzer duygular yaşayan bir çocuk malubiyetle başa çıkamaz. “Arkadaşımı ya da kardeşimi kıskanıyorum.” gibi olumsuz duyguları itiraf edemediği için kaybetmesine sebep olan bahaneler bulur; “Köpekten korktum, karanlıktan korktum o yüzden ebelendim.” gibi kılıflar uydurur. Çocuğunuzun size ne dediğine değil de ne anlatmak istediğine bakın. Onun duygularını tercüme edin. Arkadaşınızın gözünde çocuğunuzu çok paylaşımcı, çok iyi bir çocuk gibi göstermeye çalışırsanız miniğiniz de bir ömür boyu bunu ispat etme çabası içinde yaşar. Attığı adımlar başkaları için atıldığından yürüdüğü yol onu tatmin etmez. Bu sadece vermek istemediği oyuncağını elinden aldığınız için mi? Sadece bu yüzden de olmasa etkisi çok büyüktür. Küçükken oyuncağını kaptıran yarın fikrini de savunamaz.

Ayırmayın 

Paylaşamadıkları oyuncağı çekiştirdikleri çok olur. Siz ne yaparsınız? Aşırı korumacı davranıp ayırır mısınız ya da kenardan izler ve müdahale etmek için doğru zamanı mı beklersiniz? Birbirlerine fiziksel zarar vermelerine engel olalım. Çocuklarımıza güvenelim. Halletmeleri için zaman verelim. Onların her konuda olduğu gibi paylaşma konusunda da harika çözümleri vardır. Müdahale etmeyerek çocuğumuza “Ben sana güveniyorum. Kendin halledebilirsin.” mesajını vermiş oluruz. Çocuklarımız bağımsız olur. Tartışanlar hele de kardeş ise anne-babanın araya girmesi taraf tutmak gibi değerlendirilir; bence çocuk böyle düşünmekte de haklıdır. “Sen büyüksün, ver de biraz kardeşin oynasın!” dediğinizde “Annem kardeşimi daha çok seviyor!” diye düşünür. Büyük de olsa o da bir çocuktur. Bunu unutmamak gerekir. Kardeş de ablasıyla ya da ağabeyiyle ilşkilerini ayarlamayı nasıl öğrenecek? Ya küçükken öğrenecek ya da hep büyük olan kardeşini anne-babasına şikayet edecektir. Böyle bir durumda da sizin “Seni anlıyorum ama şu anda onunla ablan oynuyor. Belki daha sonra oynayabilirsin. Sen yapacak başka bir şey bulabilirsin.” demek doğru ve yapıcı bir yaklaşım olur. Paylaşmayı öğrenmek de bir öğretme fırsatıdır. Sınırlarını ve yerini öğrenmesi gerekir. Sırasını beklemeyi bilmeli. Bugün ablasının elinden oyuncağı alabilirsiniz ama büyüyünce iş arkadaşı müdahale edemeyeceğiniz bir rakip olacaktır. Beklentileri makul olursa hayal kırıklıkları da buyük olmaz. Bunları tasarlayan büyük ölçüde biz, anne-babalarız.

Paylaşmayı Eğlenceli Hale Getirin 

Bazen zamanın nasıl akıp geçtiğini anlamayız, bazen ise bir saat bir yıl gibi gelir. Sevdiğimiz bir şeyi yaparken hiç bitmemesini ister, hoşlanmadığımız bir şeyle uğraşırken ise bir an önce bitmesi için sabırsızlanırız. Çocuğunuzun da arkadaşıyla oyuncağını paylaşmayı iple çektiğini hayal edin. Ne kadar iyi olur değil mi? Bu mümkün.

Paylaşmayı çocuğunuza oyunlar aracılıyla öğretebilirsiniz. Oyun sayesinde çocuğunuzun dikkati dağılmamış olur ve bir şeyi eğlenceli bir şekilde vermek o davranışın pekişmesini sağlar. Oyunla öğrenilen şeyler ezberlenen şeylerden daha kalıcı olur. Çocuğunuzu daha paylaşımcı yapmak için oyunun sunduğu imkanlardan yararlanabilirsiniz.

Paylaşmayı onun ödev listesinden çıkarın. Böylece çocuğunuz arkadaşıyla sadece eğlenceli oyunlar oynayacaktır. Arkadaşıyla karşılıklı top oynarken topu arkadaşına attığında aslında topunu paylaşmış olacak. Bu artık bir oyun. Paylaşmayı pekiştirecek olan bir başka oyun da yapbozdur. Parçaları her biri sırayla yerleştirebilir. Başka bir seçenek de iş bölümü yapmaktır; biri masaya ekmeği getirirken, diğeri de peçeteleri getirebilir. “Bir peçete anneye, bir peçete babaya, bir peçete ablaya…” diyerek onu paylaşmaya teşvik edebilirsiniz. Çocuklar yaşıtlarını rakip gördükleri için onlarla daha zor paylaşırlar. Bunu kolaylaştırmak için alıştırmalara sizle başlayabilirler.

Cezalandırmayın 

“Cuma gününe kadar işi teslim etmezseniz iki gün ofisten dışarıya çıkamazsınız!” gibi bir ceza sizi motive mi eder yoksa çalışma isteğinizi aşağı mı çeker? İşvereniniz iş verimliliğini böyle sağlayamaz.

Çocuklarda da ceza vererek olumlu sonuçlar elde etmek güçtür. Odasına kapatarak, televizyon izlemesini yasaklayarak, eliden tabletini alarak çocuğunuzun davranışlarını belki iyileştirebilirsiniz, fakat bu geçici bir çözüm olur. Anne-babaların hedefi çocukların kendi inisiyatifleri ile bir şeyleri yapmaları olmalı; asıl önemli olan şekerli gıdaları büyükler öyle istiyor diye değil de zararlı oldukları bilinciyle fazla tüketmemeleri; ödevlerini öğretmenin kızmaması için değil de çok çalışırsam çok öğrenirim bilinciyle yapmalarıdır.
Paylaşma konusunda da çocuklar zorlanmamalı. Sürekli oyuncaklarını arkadaşıyla paylaşmasında ısrarcı olursanız, onu bencillikle suçlarsanız, paylaşmadığı zamanlarda paşlaşmayı öğretmeye çalışırsanız cömertliğini değil öfkesini artırırsınız.

Öğütler olumlu pekiştirici değildir. Yargılamalar, suçlamalar, cezalar sanılanın aksine olumsuz davranışı besler. Paylaşmadığı yönünde yapılan başının etini yemeler de istenilen etkiyi yaratmaz. Doğru yolu bulmak için çocuğunuzu izleyin, onun arkadaşlarıyla ilişkilerini değerlendirin ve sonrasında yaklaşımınız hakkında karar verin. Eğer sizin çocuğunuz hep çekiştiren taraf ise bırakın arkadaşları onu oyuna dahil etmesin. Bu sonuç sizin öğütlerinizden daha etkili ve kalıcı olacaktır.

Öğüt vermek yerine övmek her zaman daha etkili sonuçlar doğurur. İnsan övülmekten hoşlanır. Övgü pozitif duygular doğurur. Olumlu bir pekiştiricidir. Çocukları daha paylaşımcı yapar. Anne-babasından alkış alabilmek için çocuk neler yapmaz ki?! Eşinizin size çiçek getireceğini bilseniz akşam yemeğini daha özenli hazırlamaz mıydınız? İnsanoğlu takdir edilmekten hoşlanır. Övmek için hiçbir fırsatı kaçırmayın; abartmadan, dozunda…

Ona doğru davranışı öğretmek için onun izlediği yolu izlemeyin, onun yaptığını yapmayın. “Sen kekini benimle paylaşmadın, ben de şimdi limonatamı seninle paylaşmayacağım!” Bu tür bir yaklaşımı ders vermek amacıyla dahi olsa tercih etmeyin. Kötü davranış kötü davranış ile düzeltilemez.

Ona ve Onun Eşyalarına Saygı Gösterin 

Çocuklar eşyalarla bağ kurar. Bağ kurabilme yetenekleri de onların sağlığı için gereklidir. Bir yaşındaki minik annesini paylaşmak istemez; iki yaşındaki de oyuncağını… Bazı çocuklar ise belirli oyuncaklarını o kadar benimserler ki temizlemek için bile ellerinden almak mümkün değildir. Yanlarından ayırmadıkları o oyuncak kendi vücutlarından bir parça olur. Resimde kendini çizerken bile yanına oyuncağını çizer. Resim gibi cansız bir cisim çocuğunuzun güvenliğini hiçbir şekilde tehdit etmezken, o özel oyuncağını yanından ayırmaz. Onu rakibi olan arkadaşıyla paylaşmak istememesi de gayet normal değil mi?! Kendi uzantısı olan bir parçayı niye versin ki?! Bizim için onlar sadece oyuncak, onlar için ise değerli oyuncaklardır. Sizden onun yokluğunda değerli eşyasına sahip çıkmanızı bile isteyebilir. Çocuğunuzun güvenini kaybetmemek için sözünüzde durun ve oyuncağına gözünüz gibi bakın.

Miniğinizin eşyalarına saygı duymak ona saygı duymak demektir. Sizin çöp gibi nitelendirdiğiniz bir eşyayı o saklamak isteyebilir. “Bu eski kumaş parçasından bebeğine elbise mi olurmuş!” deyip hayal gücüne ket vurmayın. “Gerekirse bebeğine elbise alırız!” deyip onu her şeyi hazıra bekleyen biri haline getirmeyin. Ona sormadan hiç birşeyini almayın. Odasına kapısını çalmadan girmeyin. Siz ona böyle saygıyla yaklaşırsanız “Evladım sana kaç defa benden izinsiz benim eşyalarımı ellememeni söyledim! Sürekli de kapıyı çalmadan giriyorsun!” gibi cümleleri tekrar tekrar kurmak zorunda kalmazsınız.

Model Olun 

Çocuklar anne-babanın söylediğini yapmaz, yaptığını yapar. Çocuğunuzun oyuncağını elinden zorla alıp arkadaşına vermektense yaptığınız keki oğlunuzla ya da kızınızla paylaşın. Paylaşmalara tanıklık etmesi onları öğrenmesinin en iyi yollarından biridir. Siz kendi arkadaşınıza bir şey verirken altını çize çize “Ben arkadaşımla paylaşmayı çok seviyorum!” demeyi hiç mi hiç ihmal etmeyin.

Çocuklar anne-babalarını örnek alır, onlara benzemek isterler. “Büyümüş de küçülmüş” dediklerimiz ellerinde temizlik beziyle gezen kızlar, tornavidayla dolaşan erkeklerdir. Onlar büyümemişler, büyüklerini taklit ediyorlar, büyükler gibi davranıyorlar. “Ay nereden buluyor bu çocuk bu lafları!” diye hayret eden anne ona aslında farketmeden kendisi örnek oluyordur. Aldığınız bazı yiyecekleri sadece onun için alın, kendini özel hissetsin. Diğer yiyecekleri ise hepiniz için aldığınızı bilsin, bencilliğini beslemesin.

PATİKK
Araç çubuğuna atla