Hamilelikte Alkol Kullanımı Zararlı Mı?
Önceki
ŞANSLIYIM
Çocuğum Okula Gitmeye Hazır Mı?
Sonraki
Ağlayan bebek
Davranış

Öfke Nöbetlerini Azaltmanın 10 Yolu

Hiç sinirlendiğiniz, kendinizi tutamadığınız oldu mu? Muhtemelen olmuştur. Zaman zaman insanın kendini kontrol etmesi zor olabiliyor, hele bir de sabrını zorlayan küçük bir kaşif sahibiyse. Ufaklıkların bize göre çılgınlıkları, onlara göre maceralarının karşısında sükunetimizi korumak neredeyse bir hayal olacak durumunda. Düşünsenize okul servisinin gelmesine 10 dakika kalmış ve o daha giyeceği kıyafeti bile seçememiş. Ah bu serbest kıyafetler! Siz nasıl her şey yolundaymış gibi davranabilirsiniz? Mümkün mü? Küçük adımlarla bunun üstesinden gelinebilir. Bakın neler yapabilirsiniz:
Medine Hacıömeroğlu14 Kasım 2014

1. Öfke nöbetlerini kişisel algılamayın, çocuğunuza kulak verin

Öncelikle bilin ki çocuğunuzun vurması, bağırması, bir şeyleri fırlatması size yapılan bir şey değildir. Çocuğunuzun gözyaşları ve öfke nöbetleri ona stresli durumların ve travmaların etkileriyle başa çıkabilmesine yardımcı oluyor. Bu tip güçlü duyguları kabullenmek koşulsuz sevginin ve sağlıklı bir ilişkinin parçasıdır. Çocukların ağlamasına izin verilmeli; alay etmeden, cezalandırmadan. Böylece yaşadıkları duygusal sıkıntılar azalacak ve moral bozucu, korkutucu, kafa karıştırıcı deneyimlerin etkisinden kurtulacaklardır. Anne-babalar çocuklarının bu sıkıntılı duygularına kulak verip onları anlamaya çalıştıklarında, çocukları her zaman her türlü sorunu anne-babalarıyla paylaşabileceklerini düşünürler; şartsız sevildiklerine de emin olurlar. Benzer bir yaklaşımla yetiştirilmiş çocuklar yardımsever, şefkatli, şiddete başvurmayan çocuklar olurlar. Anne-babalar öfke nöbetlerini kişisel algılamadıklarında daha kolay sakin kalıp kendilerini kontrol edebilirler. Bu da daha az öfke nöbeti anlamına gelir.

2. Çocuğunuzu yormayın 

İşte yoğun bir gün geçirdiniz. Eve gidince hiç bir şey ile uğraşmayacaksınız, dinleneceksiniz, nasıl olsa dünden kalan yemek de var. Tam çıkacakken bir sorun oluştu sizin kalmanız gerekiyor. Nasıl hissedersiniz?

Bir doğum gününe davetlisiniz ama tam da çocuğunuzun uyku saati. Ne yaparsınız? Gider misiniz? Evde kalıp, çocuğunuz biraz dinlenince mi gidersiniz? Uyku saatini atlatırsanız sizi yorucu, nöbetli bir parti bekliyor. Yorgun bir çocuktan ne beklenir ki başka! Partiye çocuğunuz dinlenince katılırsanız geç gitmiş olsanız bile en çok eğlenen siz ve sizin çocuğunuz olur.

Öfke nöbetlerini azaltmak için çocuğunuzu gereğinden fazla yormamaya çalışın. Yorgun ve karnı aç olan çocuğun daha az hoşgörülü davrandığı bilinen bir gerçektir. Bazı çocuklar diğerlerine göre daha duyarlıdırlar ve fazla uyarılınca ya da rutininde değişiklikler olunca daha kolay üzülebilirler. Sakin ve öngörülebilir bir ortam ve yumuşak geçişler çocuğunuza güven sağlayacaktır. 18-24 aylık miniklerin beyinleri hala gelişmekte olduğundan üzgün olduklarında kendilerini kontrol edemezler. Neredeyse tüm kazalar da yorgun çocuğun başına gelir. Afacanlar duygularını söze dökemediklerinde de öfkelenirler. Siz onun tercümanı olun. Konuşmayı öğrenmeden önce duygularını çoğunlukla çığılık atarak dile getirirler. Siz bir ebeveyn olarak onun o an bulunduğu ruh halini söze dökerseniz çocuğunuz duyguları hakkında konuşmayı öğrenir; bir yetişkin olduğunda bile çekinmeden, korkmadan, utanmadan “Şu davranışın beni sinirlendiriyor!” diyebilecektir, kendine güvenecektir. Bu pozitif duygular için de geçerli. Sevdiğini söyleyemeyen sadece çocuklar değildir.

3. Duygularını inkar etmeyin 

Düştüğünüzde canınız acır, birinin gelip yardım etmesini istersiniz. Varsayın ki biri düştüğnüzü gördü ve yanınıza geldi; fakat size yardımcı olmadı. “Hiç bir şey olmadı, iyisiniz, kalkabilirsiniz!” dedi ve gitti. Nasıl hissedersiniz? Anlaşılmadığınızı düşünürsünüz. Çocuğunuz da böyle bir durumda benzer duygular yaşar. Sevdiği bir oyuncağı kırıldığında “Ağlama, yenisini alırız!” demeyin. Onu anlamaya çalışarak “Görüyorum ki gerçekten üzgünsün!” diyerek daha çok yardımcı olursunuz. Çocuğunuzun duymak istediği cevap ikincisi olmadığı için ağlamaya devam edecek fakat uzun vadede anlaşıldığını hissedecek ve duygularını ifade etmeyi öğrenecek. Duyguları hakkında konuşmayı öğrendikçe de daha az öfkelenecek. Fiziksel olarak yaralandığında ise acısını inkar etmeyin, onaylayın; geçiştirmeyin.

4. Kendini ifade etmesine izin verin 

Ufacık bir şey için büyük bir yaygara koparttığını düşünebilirsiniz. Size göre abartıyor olabilir. Onun gözünden olaylar farklı görünür. Kendinizi onun yerine koyup kendisini ifade etmesine izin verin. Böylece ona ve kendinize büyük bir iyilik yapmış olursunuz. Çocuğunuz duygularını bastırmadıkça krizler hafifleyecek, siz de rahatlayacaksınız. Elinden düşürdüğü dondurma rahatlıkla tüm günün hayal kırıklıklarından kurtulmak için bir bahane olabilir. En faydalı yaklaşım çocuğun ağlamasına, krizlerin yaşanmasına izin vermektir. Miniğinizin ağlaması kargaşaya yol açacak derecede ise, oradan uzaklaştırılması cocuğunuzun sakinleşmesine yardımcı olacaktır. Bastırılmış duygular öfkeye dönüşür. Biz yetişkinlerin bile beslediği kin duygusu bastırılmış öfkedir. Öfke gibi duygular insana psikolojik olarak zarar verdiği gibi sağlık durumunu da kötü etkiler.

5. Sınırları çizin 

Dışarı çıkmak, alışveriş yapmak çoğu kadın için heyecan vericidir. Yanınızda çocuğunuz da olduğunda yine aynı heyecanı duyuyor musunuz? Miniğinizin markette attığı çığlıkları duyabiliyorum. Bir tane daha ve sadece bir tane daha çikolata istiyor, değil mi? Dışarıda, kalabalık ortamlarda çocukların öfke nöbetleri daha da karmaşık bir hal alıyor, işler daha da zorlaşıyor.

Çocuklar neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bilmezler. Bir yol göstericiye ihtiyaç duyarlar. Anne-babaları onların rehberleri olmalı, kural koymalı, sınır çizmelidir. Çoğunlukla sınırlar zorlanır. Bunun da sebebi anne-babayı test etmek; kuralın hala geçerli olup olmadığını kontrol etmek. Eylemlerinizde ve söylemlerinizde istikrarlı ve tutarlı olursanız çocuğunuz sizi ciddiye alır, sözünüze güvenir, sizi denemekten vazgeçer. Bunu başka türlü söylemek gerekirse siz anne-baba olarak yaklaşımınızdan taviz vermezseniz çocuğunuzun öfke nöbetleri azalır. Çocuğunuza davranışının doğru, kabul edilebilir olmadığını söyleyip ona tercih yapma şansı verin; sakinleşirse yaptığı şey her neyse ona devam edebilir yoksa bunu sonlandırmak zorunda kalacağınızı söyleyin. Açıklamalarınız, uyarılarınız kısa ve net olsun. Onu ne ikna etmeye çalışın ne de tehdit etme kalkın. Sizin kararlı olduğunuzu görünce zaten daha düzgün bir davranış sergileyecektir. Sakinleşemiyorsa da sözünüzde durun, yaptığı şeye devam etmesine izin vermeyin, gerekirse onu oradan uzaklaştırın. Kimseye rahatsızlık veremeyeceğini bilmeli. Ağlarken bir şeyler anlatmaya çalışmayın, bu onu daha da sinirlendirecektir; ortalık sakinleşince kısaca, fazla üstünde durmadan kuralı hatırlatın; çünkü çocuğunuz kuralı zaten biliyor. Onun amacı kendi rolünü ve kendi yerini kontrol etmek.

6. Sakin kalmaya çalışın 

Zaman zaman yaşantımızda aşmamız gereken zorluklarla karşı karşıya kalırız, bir şeyleri idare etmemiz gerekebilir, güçlü bir iradeye ihtiyaç duyarız. Çocukları yönetmek de böyle bir şeydir: zor, istikrar gerektiren, iyi yöneticiler isteyen. Çaba, fedakarlık, sevgi, sabır ve yine sabır işidir çocuk yetiştirmek. Bazen sakin kalabilmek imkansız olsa da aslında çocuk sahibi olmak anne-babanın kendi kontrol mekanizmalarını geliştirmek için bir fırsattır. Ebeveynlerin kontrolü kaybetmeleri sonucunda çocuğu istenmeyen davranışı yapmaya teşvik etmiş olurlar aslında. Çocuklar ilgi ister ve amaçları dikkat çekmektir. Negatif ilgi de bir ilgi biçimidir. Bir bardak sütü döktüğünde sinirlenip ona kızarsanız ona ilgi göstermiş olursunuz aslında. O da amacına ulaşmış olur. Bu tepkisiz kalınması gerekiyor anlamına gelmiyor. Halbuki sakince, kayıtsızca yaptığı hatayı belirtip gereken yaptırımı uygulatırsanız bu tip davranışlar azalacaktır. Tepkiler abartılmadıkça kasıtlıca, sırf sizin sinirlenmeniz için sergilenen davranışlar da daha ılımlı olur. Sakinleşemiyorsanız ya da kendinizi kontrol edemeyeceğinizi anladıysanız aynen çocuğunuza yaptığınızı kendiniz için de yapabilirsiniz, olay yerinden uzaklaşabilirsiniz. Biraz nefes alınca olanları başka türlü değerlendireceğinizi göreceksiniz. Siz “İzin ver sakinleşiğim.” diyerek çocuğunuza iyi bir örnek olmuş oluyorsunuz, yıkıcı duygular patlama arefesindeyken çocuğunuza nasıl davranılması gerektiği ile ilgili harika bir ipucu vermiş bulunuyorsunuz. Eşiniz gerginliğin içinde bulunmuyorsa ondan devam etmesini isteyebilirsiniz. O olayın dışında olduğu için daha sakince yaklaşacaktır.

7. O anda aldırış etmeyin 

Tesadüfen hiç mi hiç hoşunuza gitmeyen hatta sizi üzen bir konuşmaya kulak misafiri oldunuz? Keşke duymasaydınız, değil mi? Şansızlık. Duymuşsunuz. Fakat duymamış gibi davranabilirsiniz, böyle bir şeyin yaşanmadığını düşünmeyi tercih edebilirsiniz.

Hava yağmurlu ve kızınız dışarıya tişört ile çıkmaya karar vermiş. Siz de itiraz edince öfke nöbeti kaçınılmaz. Keşke yağmur yağmasaydı da bu kriz yaşanmasaydı! Şansızlık. Bu defa yağmuru görmezden gelemezsiniz. Ne mi yapabilirsiniz? Çocuğunuzu duymazdan gelebilirsiniz. Sakin ve kararlı bir ses tonuyla hava koşullarına göre giyindiğimizi ve dışarıya giyinince çıkabileceğini hatırlatın ve onunla iletişimi miniğiniz sakinleşinceye dek kesin. Teslim olmayın. Vaz geçtiğinizi öğrenirse bir sonraki nöbetler daha da uzun sürecektir. Bu işe yarıyor. Pediatri uzmanlarına göre öfke nöbetleri sırasında çocuklar tam olarak çıldırmış vaziyetteler, duyguları onları ele geçirmiş. Öfke anında beynimizin karar verirken kullandığımız bölümü tamamen devre dışı. “İşte bu yüzden sinirliyken çocuğunuzun mantıklı düşünmesini beklemeyin, o anda beynin bu bölümü çalışmıyor!” diyor Alan Kazdin. Şöyle devam ediyor “Bir insana boğulma anında yüzme öğretemezsin. Bu öfke nöbetleri için de geçerli. O anda ne de yapsanız durum değişmeyecektir. Söylemeye çalıştığınız bir kelime bile tam tersi bir etki yaratacaktır, işler daha da kötüleşecektir. Çocuğunuz ile sakinleşince konuşun!” Aldırmamak anne-baba için de yaralı bir yöntem. Öfke anında bir nevi kulaklarınızı kapatırsanız siz de daha kolay sakin kalabilirsiniz.

8. İlgisini başka yöne çekin 

Elinde şeker olan gözleri azıcık yaşlı çocuk… Böyle bir ufaklık mutlaka görmüşsünüzdür. Tam ağlayacakmış ki ağlamaktan vazgeçmiş, öfke nöbetinin kıyısından dönülmüş. Neden mi? En sevdiği şekeri vererek anne-babası kara bulutları dağıtmışlar. Dikkatini dağıtarak bir krizden daha kurtulmuş bulunuyorlar. Çocuklar bir şeyin üzerinde dikkatlerini çok kısa bir süre için toplayabilirler. İlgilerini bir şeyin uzerinde uzun zaman tutamazlar. Bu sebepten dolayı onları yönlerndirmek çok da zor olmuyor. Bu durumu fırsata dönüştürebilirsiniz. Saçına toka taktırmayan bir kızınız var ise tam da “Hayır, istemiyorum!” naralarını atarken gideceğiniz yerde onu nasıl bir sürprizin beklediğinden bahsederseniz “Hadi anne, bağla artık şunu da bir an önce gidelim!” bile diyebilir. Evet, bu sizin kızınız, daha bir dakika önce ağlamanın sınırında olan miniğiniz. Banyo yapmayı pek sevmeyen de bir oğlunuz var ise hayal gücünüzden faydalanarak işin içine biraz oyun katarak banyo zamanlarınızı daha eğlenceli kılabilirsiniz; küvetten gemi, sizden de kaptan olur. Espriye de başvurabilirsiniz. Çocuğunuzda neyin işe yaradığını deneyerek görebilirsiniz.

9. Çocuğunuzla önceden konuşarak onu hazırlayın 

Sürprizlerden hoşlanır mısınız? Belki evet, belki hayır. Beklemediğiniz bir şey sizi rahatsız ediyordur, hazırlıksız yakalanmış olabilirsiniz ya da sadece sürprizleri sevmezsiniz. Bu göreceli bir şeydir. Aynı şey çocuklar için de geçerlidir. Bilinmezliği değil de önlerini görmeyi tercih ederler. Belirli bir rutin çocuklara güven verirken, beklenmeyen olaylar öfke nöbetlerine sebep olabilir. Örneğin gürültülü bir oyuncak çocuğun korkup ağlamasına ve eğlenceli olabileceğini düşündüğünüz bir olayı krize dönüştürebilir. Çocuklar sürprizlere çok açık değiller. Bu yüzden de rutinin dışına çıkılacağı zaman ya da çocuğunuza fazla gelebileceğini düşündüğünüz zaman bunu onunla önceden paylaşın. Anlamadığını düşünüp oldu bittiye getirmeyin. Böylece hastane ziyaretleri, uyku saatleri, beslenme öğünleri, kıyafet seçerken dolabın önünde geçirilen o dakikalar hem daha kısa hem de daha huzurlu olur. Kandırmadan, doktorun iğnesi ile tehdit etmeden “Doktora gitmek istemediğini anlıyorum ama insan hasta olduğunda mutlaka doktora gider ve iyileşir. İyi olduğunu gördüğümde de seni rahatlıkla arkadaşının evine götürebilirim!” derseniz mantıklı düşünen bir çocuğunuz olur; çünkü sizin yaptığınız açıklama gayet mantıklıdır. Bir diğer önemli nokta da bu açıklamanın zamanlaması ve kullandığınız kelimelerdir. Bu açıklama krizin başlamadan önce yapılmalıdır, aksi halde işe yaramaz. “Doktora gidersen seni arkadaşının evine götüreceğim!” gibi bir cümle kurduğunuzda ise  teklifiniz çoktan rüşvete dönüşmüş olur.

10. Kucaklayın 

Dokunsalar ağlayacakmışsınız gibi olmanın ne olduğunu iyi biliyorsunuzdur. Ağlamak bir rahatlama biçimidir. Negatif enerjiniz boşalacaksa dokunsunlar o zaman. Çocuğunuza da o kriz anında sıkıca , hiç bir şey demeden sarılsanız emin olun ki çocuğunuz sakinleşecektir. Çocuklar sevgi bekliyor. “Çıldırmış vaziyetteyken ona sarılmak nasıl olur acaba?” diye mi düşünüyorsunuz? Kolay olmaz ama etkisi hoşunuza gider. Sarılma anında çocuğunuzla konuşmamak önemli. Onunla iletişime girerseniz onu ikna etmeye çalıştığınızı düşünür ve o bitmek bilmeyen “son bir defa”, “sadece 5 dakika”, “söz bir daha olmayacak”, “ne olur şans ver”’ler silsilesi yeniden başlar. Öfke nöbeti anında çocuğınıza sarılarak onun kendini güvende hissetmesini sağlamakla birlikte davranışını onaylamasanız da onu ne kadar düşündüğünüzü de anlayacaktır. Dokunsanız sakinleşirler, sadece yanlarında olarak öfke nöbetleri son bulabilir; tek kelime bile etmeden.

PATİKK
Araç çubuğuna atla