Eyvah! Saatler 1 Saat İleri Alınıyor!
Önceki
ŞANSLIYIM
Bebeğin Uyumuyorsa Kapının Arkasında Değil Onun Yanında Ol
Sonraki
Anne karnında bebek
Hamilelik

Anne Karnında Yolculuğum

Medine Hacıömeroğlu20 Mayıs 2015

Anneciğim hamile; bana hamile, anneliğe hamile. Canım annem çok heyecanlı; anne oluyor, yeni bir yaşama gebe, yepyeni duyguların eşiğinde, kendini bulma yolunda… Ben de heyecanlıyım, annemi bulma yolunda. Adım adım anneme doğru yürüyorum. Bu yol kısa bir yol değil; 40 hafta sürüyor. Bakın annem beni sıcacık kucağına alana dek nerelerden geçiyorum. Rehberiniz bendeniz Embrio-Fetüs-Bebiş size yaşadığım yeri gezdirip gelişimimi anlatacağım.

Her şey 19 Mart 2009 yılında başladı. Belki de biraz daha önce. Daha doğrusu benim hikayem annem anne olmaya karar verdiği gün başladı. Onun rahminden önce gönlüne düştüm. Her kadının hamile kalmadan önce yapması gerektiği gibi o da doktora gidip gerekli olan tahlilleri yaptırıp vücudunun gebeliğe hazır olup olmadığını öğrendi. Kullandığı ilaçları, geçirdiği rahatsızlıkları, gebelik öncesi nelere dikkat etmesi gerektiğini…bedeninin yeni bir yaşama nasıl hazırlaması gerektiğini kadın doğum uzmanına danıştı. Anneciğim kendini onu bekleyen büyük değişikliğe psikolojik olarak da hazırladı; ruhunu hazırladı. Beni beklemeye koyuldu.

Bekledi, bekledi ve 19 Nisan 2009 yılında anneciğimin adeti gecikti. Midesi bulanmaya başladı. Yemek kokusunu kaldıramaz oldu. Sık sık idrara çıkıyordu. Göğüsleri şişti ve hassaslaştılar. Kafasında soru işaretleri oluşmaya başladı “Neler oluyor böyle? Hamile olabilir miyim acaba?” diye içi içine sığmıyordu.

Evet, annem hamileydi; 19 Mart’tan itibaren bana gebeydi. Ama o anne olacağını 19 Nisan’da öğrendi; yani bebek beklediğini anladığında ben 5 haftalıktım. Nereden bilebilirdi ki; daha yeni adeti bitmiş, midesi bulanmıyor, kilosunda bir artış, dışgörünümünde bir değişiklik yok. Oysa ki ben annemden habersiz neler başardım bir bilse. Durun anlatayım:

Anneciğim, yumurta çatladı, yumurtalıktan atıldı ve babamın sperm hücresiyle birleşti. Döllenme gerçekleşti; yani senin 23 kromozomluk genetik materyalin babamın 23 kromozomluk genetik materyali ile buluştu ve 46 kromozomluk bir hücre olan ben oluştum. Bu an itibariyle sen anneliğe merhaba dedin, ben de yeni bir hayata… Hücre sayım hızla artıyor; çok hızlı yürüyorum, koşuyorum bile diyebilirim. Acelem var tabi. Senin rahmine ulaşabilmem için 16 tane hücremin olması gerek. Yaklaşık 4 gün sonra oradayım.

Sen de artık bunu biliyorsun; çünkü hamile olduğunu öğrendin. Yeni bir deneğim seni bekliyor. Bana kavuşaçağın günü sabırsızlıkla bekliyorsun. Doktora ilk yönelteceğin soru “Bebeğim ne zaman doğacak?” sorusu olacaktır. Doktordan önce bunu kendin de hesaplayabilirsin. Kavuşacağımız günü bulman için son adet tarihini mutlaka bilmelisin. Not ettiğin gibi 19 Mart son adetinin ilk günüymüş. Bu günden 3 ay geriye say ve ulaştığın tarihin üzerine 7 gün daha ekle ve benim yaklaşık doğum tarihimi bulacaksın. Nasip kısmet ise 24 Aralık’ta beni kucağına alacaksın inşallah.

Kız mıyım, erkek miyim de merak ettiğini biliyorum. Doktor henüz sana kız olduğumu söyleyemeyecek. Cinsiyetimi öğrenmek için biraz daha beklemen gerekecek. Senin yumurtan zaten X kromozomu taşıyor. Çocuğun cinsiyetini babanın sperm hücresinin kromozomu belirler; X olduğu için bir kızınız olacak; Y olsaydı bir oğluşunuz olacaktı. Bir sonrakine inşallah.

Kusmalarını azaltamam ama belki az da olsa seni ferahlatabilirim -sana bir mucizeden bahsetmek istiyorum. Döllenmiş olan yumurta hücresi hızla çoğalır, uterusa yerleşir ve orada ikiye bölünür. Parçalardan biri gelişimime yardımcı olacak olan plasentayı oluşturur, diğeri ise beni oluşturacaktır. Bak işte annenin çocuğu için “bölünmesi” daha o karnındayken başlıyor; anne fedakarlığı işte. İçindeki amniyon sıvısı ile de bana çok mu çok rahat bir ortam hazırladığını da söylemeden geçemeyeceğim.

Doğum günüme 35 hafta kaldı. Koşullar o kadar rahat olunca tabi doğum günüme 35 hafta kala (sen daha 5 haftalık hamileyken) ben bir susam tanesi kadar oldum bile. Küçücük kalbim atmaya başladı bile. Vücudum 3 tabakadan oluşuyor -iç deri, orta deri ve dış deri.Organlarım bu tabakalarda şekillenecektir.

Doğum günüme 34 hafta kaldı. Aradan 1 hafta geçti ve ben bir mercimek tanesi kadar oldum bile. Kime benzediği tartışma konunuz olduğu gözlerim, kulaklarım, burnum oluşmaya başladı. Bağırsaklarım gelişti. Beynim, kaslarım ve kemiklerim de oluşmaya başladı.

Doğum günüme 33 hafta kaldı. Benim artık şimdilik bir yüzgeçe benzeseler de ellerim ve ayaklarım var. Yüzgeçlerimin yanısıra kuyruk kemiğime bağlı bir kuyruğum da var; çünkü ben hala bir embriyoyum. 1 cm’lik boyumla pankreasım ve apandisim bile var. İlik kemiğimin henüz şekillenmemiş olmasına rağmen kanım oksijen sıkıntısı yaşamıyor; çünkü karaciğerim bu görevi üstleniyor. Anneciğim hayatta kalabilmem için karnında öyle bir yardımlaşma söz konusu ki!

Doğum günüme 32 hafta kaldı. Daha önce bahsettiğim kuyruğum vardı ya o artık yavaş yavaş yok olmaya başladı; nefes borum da gelişiyor; beynimdeki sinir yollarını şekillendiren sinir hücreleri oluşuyor ve en heyecan vericisi de artık hareket ediyor ve yer değiştiriyorum.

Doğum günüme 31 hafta kaldı. Anneciğim, artık yavaş yavaş sana, babama yani insana benzemeye başladım. Kuyruğum da tamamen yok oldu. Kalbim dört ayrı bölüme ayrıldı. (Büyüyünce ve kardeşimi kıskanmaya başladığımda insan kalbinde tüm sevdikleri için ayrı bölümlerin olduğunu hatırlat bana lütfen.) Sizin gibi artık benim de organlarım, kaslarım ve sinirlerim tam anlamıyla çalışıyor.Gözlerimin oluşumu tamamalandı ama henüz gözlerim açık değil. Kulak memelerim, burun deliklerim bile var, yalnız biraz birbirinden uzaklar. Ayrıca eşin de (plasentan yani) görevini yerine getirecek düzeye ulaştı -”büyüdü ve akıllandı”. Artık vakit lilo alam vakti.

Doğum günüme 30 hafta kaldı. Artık embrio değilim, fetüs olmaya koyuldum; yani artık oluştum, bundan sonra da gelişip olgunlaşacağım. Unutuyordum az daha; o öpmeye doyamayacağın parmaklarım artık birbirinden tamamen ayrı, tırnaklarım var, tenimdeince tüyler çıkmaya başladı. Bir çilek kadar büyüdüğüm için de ellerimi bileklerimden büktüm ve kalbimin ortasında birleştirdim. Doğru duydun anneciğim, elerimi ve ayaklarımı bükebiliyorum artık. Artı sıvı yutabilmeye de başladım. Omurgamın ana hatları tenimden belli oluyor ve bel kemiği sinirlerim de gelişiyor.

Doğum günüme 29 hafta kaldı. Kuru erik büyüklüğündeyim artık. Diş etlerimin altında seni çok uykusuz bırakacak olan o minik dişlerimin yerleri oluşuyor. Bazı kemiklerim daha da güçleniyor. Ellerimi yumruk yapıp açabiliyorum. Cildim hala damarlarımı gösterecek kadar şeffaf.

Doğum günüme 28 hafta kaldı. Artık reflekslerim gelişiyor, yakında ağzımla emme hareketini yapabileceğim. Sinir hücrelerim hızla çoğalıyor, beyin sinapslarım oluşmaya başlıyor. Gözlerim yavaş yavaş birbirlerine daha da yaklaşmaya başladı, kulaklarım da senin kulakların olduğu yerdeler.

Doğum günüme 27 hafta kaldı. Anneciğim en çok sevdiğin meyve olan mandalina kadar oldum bile, beni de yiyebilirsin. Parmak uçlarımda parmak izlerim oluşuyor. Kafam vücudumun 3’te 1’i kadar. Yumurtalıklarımda 2 milyondan fazla yumurtam var. Yuttuğum amniyon sıvısını artık çiş yaparak vücudumdan atıyorum.

Doğum günüme 26 hafta kaldı. Artık bir şeftalin de var anneciğim. Kaşlarımı çatmaya şimdiden başladım bile. Yüzümü de ekşitebiliyorum. Baş parmağımı bile emebiliyorum. Yüzümde küçük mimikler oluşturabiliyorum. Böbreklerim idrar üretiyor. Tuvalet olmadığı için çişimi etrafımı saran su kesesine yapıyorum. 2 yaş civarına geldiğimde çişimi tutacağım ya bu tutma işine daha senin hamileliğinin 14’üncü haftasında başladım.

Doğum günüme 25 hafta kaldı. Anneciğim beklediğin an geldi; cinsiyetimi artık öğrenebilirsin (pozisyonuma bağlı tabi). Baçaklarım, kollarımdan daha fazla uzuyor. Gözlerim kapalı olmasına rağmen ışığı hissedebiliyorum.

Doğum günüme 24 hafta kaldı. Meyve sepetinde armutun da oldu. Bu hafta gelişimimde sıçrama yaşayacağım; bacaklarım oldukça gelişti, kafamı artık daha dik tutabilirim. Henüz saçım yok.

Doğum günüme 23 hafta kaldı. İşte domatesin de geldi. İskeletim yumuşak kıkırdaktan kemiğe dönüşmeye başlıyor. Sana bağlı olduğum göbek kordonum güçlenip kallınlaşıyor. Küçük böbreklerim idrarımı süzüyor. Saçım, kaşlarım, kirpiklerim uzuyor; genç kız oluyorum artık.

Doğum günüme 22 hafta kaldı. Avokado salatası yapabilirsin. Kollarımı ve bacaklarımı oldukça rahat hissedebiliyorum; hareketlerimi takip eden haftalarda bir hayli hisseddeceksin. Sinirlerimin etrafı miyelin adında olan koruyucu bir örtüyle kaplanmaya başladı ve doğumumdan 1‘inci yaşıma kadar bu süreç devam edecektir. Rahmim ve kordon tüplerim oluştular bile. Erkek olsaydım cinsel organım yavaş yavaş belirmeye başlardı.

Doğum günüme 21 hafta kaldı. Suyumu sıkıp içebilirsin, bir portakal kadar oldum. Amniyon sıvısı hassas cildime zarar da verebileceği için vücudum balmumuna benzeyen bir madde ile kaplanmaya başladı. Duygusal gelişimim en kritik noktaya ulaştı: beynimde koku, tat alma, görme, dokunma ve duyma alanları belirmeye başladı. Anneciğim, seni artık duyabiliyorum. Bana “Pamuk prenses” okusana!Hazır cildimin altında da yağ tabakası oluşmaya başladı; sıcak sıcak seni dinlerim.

Doğum günüme 20 hafta kaldı. Tavşan olsaydın da beni kemirseydin; bir havuç kadarım. Doktor amcam şimdiye kadar boyumun kaç santim olduğunu söylerken başımdan popoma kadar olan kısmın ölçülerini kastediyordu. Artık bacaklarımı kıvırmıyorum ve bu an itibariyle tam boyumu öğrenebilirsin. Sindirim sistemimin gelişmesi için sık sık yutkunuyorum. Mekonyum (siyah, yapışkan bir madde) sindirim sistemimden oluşturulur, bağırsaklarımda tutulur; onu ancak doğduktan sonra ilk kakam olarak dışarıya atarım.

Doğum günüme 19 hafta kaldı. Yaklaşık olarak 26 cm oldum, bir muz kadarım. Anneciğim, karnında nasıl tekmeler attığımı bir görebilsen; hissediyorsundur gerçi. Kaşlarım ve gözkapaklarım tamamen oluştu ve bunun yanında da vajinam da oluşmaya başladı.

Doğum günüme 18 hafta kaldı. Boyum 1 cm daha uzadı, kilom ise 350 gram oldu. Gözlerim hala kapalı. Bir açsam da göz rengimi görseniz, değil mi? Ama gözlerim hala bir renge boyanmadı; irislerimde henüz pigment bulunmuyor. Üzülme anneciğim, gözüm renksiz ama diş etlerimde minik diş köklerim oluşuyor, dudaklarım belirginleşiyor, pankreasım gelişiyor. Son olarak da bir teselli daha benim de senin gibi kırışıklıklarım var; ama benimkiler geçici, şöyle iyi bir kiloyu bulunca derim botox yapmış gibi gerginleşecek.

Doğum günüme 17 hafta kaldı. 28 cm’lik bir mangoyum. Anneciğim bu haftalarda kendini yormadan bol bol gürültü yap -müziği sonuna kadar aç, elektrik süpürgesi çalıştır, meyve sıkacağıyla babama elma suyu hazırla; gürültüye şimdiden alışayım; çünkü seslere karşı hassasiyetim git gide artıyor. Dış dünyadan bahsetmişken, ilk nefesimi alacağım gün yavaş yavaş yaklaşıyor ve ciğerlerim de hazırlık içindeler -kan damarlarım hızla gelişiyor.

Doğum günüme 16 hafta kaldı. Büyümeye devam! Yaklaşık 500 gram oldum; büyük bir hamburger kadarım. Senin kalp atışını ve sesinin çeşitli tonlarını duyuyorum anne. Senin sesinin yanında klasik müzik de isterim. Anneciğim biliyor musun bu haftalarda doğarsam artık hayatta kalabilirim, özel şartlar ve koşullar olması şartıyla tabi.

Doğum günüme 15 hafta kaldı. 68O gram ve 30-31 cm’mim, brokoliyim. Beni görebilseydin senin gibi kumral oduğumu görürdün.Babacığım da kafasını göğüsüne yaslarsa kalp atışımı duyabilir.

Doğum günüme 14 hafta kaldı. 1 kilo olmama az kaldı. İşitmem gittikçe daha da iyi oluyor; siz babamla konuşurken sizi duyabiliyorum.Erkek olsaydım testislerim torbalara inmeye başlayacaktı; tam olarak bu sürecin tamamlanması 2-3 ayı alır. Anneciğim, artık gözlerim mavimsi renge boyandı. Kısa bir süreliğine sevinebilirsin, nasıl olsa göz rengimin sonradan kahve rengi olacağını henüz bilmiyorsun.

Doğum günüme 13 hafta kaldı. Anneciğim, sen hamileliğinin son üç aylık dönemine başladın. Ben de artık bir karnabahar kadar oldum-900gram ve 34-35cm. Ne kadar da bir yenidoğana benzemeye başlasam da hala bazı organlarım gerekli olgunluğa ulaşmadı. Beynim artık daha aktif, fakat bana vücut kontrolümü sağlatacak kadar gelişmedi. Kendimi rahatlatmak için parmağımı emiyorum; seni de gıdıklamak için hıçkırıyorum. Seni rahatsız ettiğim bir diğer konu da artık oturmuş olan uyku düzenim seninki ile uyuşmuyor -sen uyanıkken ben uyuyorum, sen uyurken ise ben uyanığım ve seni uyutmuyorum.

Doğum günüme 12 hafta kaldı. Senin sağladığın oldukça rahat olan ortamın dışında da yaşayabilmem için kilo almam hızlanıyor -küçük bir balkabağıyım. Şimdiden dışarıdan gelen ışığı görüp başımı o yöne çevirebiliyorum. Işığın gözümü rahatsız etme ihtimalinden endişe duyma; çünkü artık gözlerimi koruyabiliyorum -gözlerimi kırpabiliyorum ve kirpiklerim de var. Seni rahatlatmam gereken bir şey daha var -şimdiden oksürmeye başladım, ama hasta değilim; öksürük bir savunma mekanizmasıdır. Bilmem inanır mısın -rüya bile görüyorum. Haberin olsun yavaş yavaş doğum pozisyonumu almaya başlıyorum. Henüz başım yukarıda, popom aşağıdayım ama daha zamanım var; sezaryen ile doğacağımı da bilmiyorsun tabi.

Doğum günüme 11 hafta kaldı. Anneciğim, kafam büyüyor, korkma sakın! Benimle ilgili her şey yolunda. Kafatasım yeni gelişen beyin hücelerine yer açmak için büyüyor. Ben büyüyorum ama karnında gittikçe hareket edecek yerim kısıtlanıyor; zaten seni dizlerim ve dirseklerimle dürtüyorum. Özür, annişim. Elimde değil, kemiklerim ve kaslarım güçleniyor. Kavuşabilmemiz için tüm bunların olması şart.Mesela sese, ışığa ve dokunuşlara daha hassasım; doğum günü partime hazırlanıyorum işte.

Doğum günüme 10 hafta kaldı. İçerideki sıkışık ortamdan bahsetmiştim ya, aslında durumum o kadar da kötü değil; çünkü bana yer açmak için amniyotk sıvı ben büyüdükçe azalıyor. Şu anda 1,5 litre kadar olsa da bu miktar git gide daha da azalacaktır. Galiba görebildiğimi de söylemiştim; yalnız görme yeteneğim konusuna biraz netlik kazandırmak istiyorum -görüyorum, ama çok keskin değil; ki sizin dünyanıza geldikten sonra bile ilk zamanlarda sadece yüzümden birkaç cm uzaklıktaki cisimleri seçebileceğim. Küçücük kızartılmış bir tavuk kadarım. İştahını kabarttım. Uzağımı göremesem de keşke küçük bir parça bana da versen de ben de yesem.

Doğum günüme 9 hafta kaldı. 1,5 kilo oldum, annem; beni “tulumba tatlım benim” diye sevsen yeridir. Benim işim şişmanlamak, ne de olsa yolculuğun sonuna geliyoruz.

Doğum günüme 8 hafta kaldı. Anneciğim, seni anlıyorum dip boyan geldi ama bekle de bakıma beraber gidelim; benim de saçım ve tırnaklarım çok uzadı. Cildimi kendim hallediyorumdoğduğumda yumuşacık ve pürüzsüz olacak. O lanugo dedikleri ayva tüyünden de kurtuluyorum yavaş yavaş. “Ufacık boyunla ne bakımı!” diye düşünme sakın; 1800 gram ve 40 cm oldum.

Doğum günüme 7 hafta kaldı. Anneciğim, tüm sevdiğin meyvelerden seçebilirsin; yaklaşık olarak 2 kilo, 41 cm’mim. Her geçen gün birazcık daha gelişiyorum; embriyo ve fetüs olmaktan uzaklaşıyorum. Artık çok yakında kucağına alacağın o minik bebişin aydınlığa çıkacak. İskelet yapık iyice oluşmaya başlıyor; kemiklerim sertleşiyor, bir tek kafatasımdaki kemikler tam olarak kaynaşmadı ve böylece sezaryen ile doğmasaydım doğum kanalından daha kolay geçebilecektim. Ama ziyanı yok ilk birkaç yılda beyin hücrelerim gelişmeye devam edeceklerinden kafatasımdaki kaynaşmamış kemiklerin faydası yine de dokunacaktır -ailemizin “beyinlerinden” olabilirim belki.

Doğum günüme 6 hafta kaldı. Anneciğim, görmelisin; cildim artık daha pürüzsüz. Daha da önemlisi akciğerlerim gayet iyi durumdalar. Bu haftalarda sana sürpriz yapıp doğsam da hiç merak etme seni üzmem -neredeyse sağlık sorunum olmadan hayatta kalabilirim.

Doğum günüme 5 hafta kaldı. Anneciğim, ben fiziksel olarak tamamen oluştum ve aranıza katılmaya hazır gibiyim. Bundan sonra sadece kilo alacağım. Artık iyice sıkıştım kaldım, o kadar dar geliyor ki bu “oda” bana; 2400 gram ve 43 cm oldum. Amniyon sıvısı da azalıyor. İşim zor. Ben de ne yapsam da hem anneciğim hem de ben biraz rahatlayalım diye düşündüm ve karnının iyice alt kısmına inmeye karar verdim; doğum kanalına doğru ilerliyorum. Artık sen daha kolay nefes alacaksın, mide şikayetlerin azalacaktır, yalnız tuvalet ziyaretlerin sıklaşacaktır.

Doğum günüme 4 hafta kaldı. Anneciğim, doğum günüm yaklaşıyor. Senin karnın çok büyüdü. Ya benim karnımı merak ediyor musun? Karın çevrem kafa çevrem kadar. Bir sorum daha olacak -Şu anda vücudumu kaplayan ince tüyler ve o peynirimsi beyaz tabaka artık yavaş yavaş kaybolmaya başladı ve doğduğumda cildim yumuşacık ve pürüzsüz olacak, biliyorsun. Peki bu tüyler ve peynirimsi oluşum nerede kalıyor biliyor musun? Onları diğer sekresyonlarla birlikte yutuyorum ve ilk kakamla birlikte dışarıya atacağım.

Doğum günüme 3 hafta kaldı. Anneciğim, müjdeler olsun! Gözünüz aydın! Gelişimim tamamlandı. Boyum 46 cm’in üzerinde, ağırlığım ise 3 kg’a yakın. Bağışıklık sistemim beni hastalıklardan koruyabilmek için silahlarını kuşatıyor. Artık doğmaya hazırım; rahminin kasılmalarını bekliyorum. Sen de hazırlıklı ol, ne zaman geleceğim belli olmaz. Doktor amca doğum günü partimi 24 Aralık için öngörmüş olabilir; tam olarak ne zaman doğacağıma ben karar veririm. Belki sana çekip aceleci davranırsam daha da erken gelebilirim. Tam da tahmin etmediğin gibi; sen de, doktor amca da yanıldınız. Karnındaki amniyon sıvısı çoğaldı ve benim burada kalmam sakıncalı. Zamanı geldi! Kavuşuyoruz! Sancısız bir kavuşma oldu; Doktorun ekrandan 4 kg’nun üzerinde olduğumu görünce pılımı pırtımı toplayamadan geldim; biraz emri vaki oldu ama. Tanrı misafiri işte!

Ya herşey yolunda olup, normal seyretseydi ne olurdu?

Doğum günüme 2 hafta kalsaydı. Anneciğim, hala karnında olsaydım hamileliğinin 38‘inci haftasında karnındaki benim büyümem yavaşlardı.3200 gram, 48 cm olurdum. Tüm vücud fonksiyonlarım beynimin kontrolü altında olurdu. Elimi yumruk yapmakla kalmayım sıkabilirdim bile; Daha rahmine düştüğüm gün başlayan hayatta kalma mücadelem doğduktan sonra da “Beni bırakma.” çağrısına dönüşecek biliyorum. Parmağını sıkı sıkı yakalamaya hazırım.

Doğum günüme 1 hafta kalsaydı. Artık hazırlanmış zamanın gelmesini bekliyor olacaktım.

Doğum günüme 0 hafta kalsaydı. Nihayet! Bir avazda kurtulurduk, 40 haftada kavuşurduk.

Yorumlar
Yorum yap

    Yorum Yap

    PATİKK
    Araç çubuğuna atla