Evhamlı Anne
Önceki
ŞANSLIYIM
Anneciğim ve Babacığım; Tartışma Bir İhtiyaçtır!
Sonraki

Kahvaltı Etmeden Okula Gitmek Yok!

Medine Hacıömeroğlu | 15 Aralık 2014
Okul

“Okul heyecanıdır gidiyor. Oğlum bu yıl eylülde, yani 2 ay sonra okullu oluyor. Çok heyecanlıyım. Okula başlamasını çok istiyorum. En çok da arkadaşlarını yemek yerken görür de o da yer diye istiyorum. Çocuğum yemek yemiyor. Arkadaşlarımın, komşularımın da çocukları yemek yemiyor. Yemek yememe çocuklar arasında yaygın olan bir problemmiş. Ev hanımı olduğum için yuvaya da göndermedim. Daha önce kalabalık bir ortama hiç girmedi diğebilirim. Benim bunu çözmem lazım. Yoksa çocuğum aç aç dolaşıyor. Bir de artık okula gidecek. Evde olsa gene iyi. Peşinde dolaşıp bir kaç lokma yedirebilirim. Ama öğretmeni uğraşmaz ki. Var mı anne gibisi. Çağımız teknoloji çağı. Açtım internetten araştırdım. Kahvaltının önemlerini say say bitiremiyorlar. Kahvaltının faydalarını bilmenin şu dönemde benim için de, çocuğum için de bir faydası olmayacak. Kafam daha çok karıştı. Huzursuz oldum. Bir yerde şunu okudum: “Kahvaltı yapmadan okula gitmek yok.” diye. Ne yani çocuğum hem aç, hem cahil mi olsun? Daha da huzursuz oldum. Bana çözüm gerekiyordu. Sorunun kaynağı çocuğum desem, neredeyse çocukların tamamı yemek yemek istemiyorlar. O zaman sorun bende. Ben çocuğumun hem okula gitmesini hem de yemek yemesini istiyorum. Ben hep okula başlayacağı günü bekledim. Umudum okuldu. Yardımcı olun. Kendimi daha da bir çaresiz hissediyorum. Kaygılarım arttı. Meğerse iyi bir anne olamamışım çocuğuma. Okulda da yemek yemeyi öğrenemezse ben ne yaparım? Daha da kaygılandım şimdi. Sıkıntı bastı. Elim kolum bağlandı. Keşke hiç araştırmasaydım. Umudumu yitirmezdim hiç değilse….” daha iki sayfa boyunca devam eden bu yazıyı ben de okudum. Buna benzer bir çok yazıya da göz gezdirdim. Bu anne gibi bir çok annemiz çocuklarının yemek yememesinden yakınıyor, sağlıklı ve düzenli beslenmenin altını çizen yazıları okuyor ve anneleriklerinden şüphe edip daha iyi anne olma çabalarına girişiyorlar. Edinilen bilginin bir sakıncası yok. Tam tersi bilinçlenmek bizi hatalardan korur. Fakat izlenilen yol yanlış. Öğrendiklerimizi hayata geçirmeye kalktığımızda tökezliyoruz. Çocuğumuza zorla yemek yedirmeye çalışıyoruz. Niye? Okulada daha başarılı olsun diye. Daha sağlıklı olsun diye. Bir kaşık daha yesin diye elimizden geleni ardımıza koymuyoruz. “Yemeğini yemeden okula gidemezsin.” diye tehdit bile ediyoruz. Küçük yaştan sayemizde tıb öğrencisi bile oluyorlar; yemeklerin faydalarını anlatıyoruz, vitaminlerle ilgili genişçe bilgi veriyoruz, hastalıkları abartarak tanıtıyoruz. Amacımız hep ikna etmek. Zannediyoruz ki çocuklarımız çok küçükler, anlamıyorlar, Bir şey bilmezler etmezler ve onları kandırarak çözüme ulaşabiliriz. Tüm çabalarımızın başarısızlıkla sonuçlandığını görünce de pes edip şikayet etmeye devam ediyoruz. İyi ki pes ediyoruz. Israrlarımızla çocuklarımızı inatlaşması daha d afazlalaşacaktır. Üstelik önceden duyduğumuz kaygının üzerine bir o kadarı daha bindi. O anne de haklı tabii. “Çocuğunuz okula gitmeden önce mutlaka kahvaltısını etmeli; Çocuklar kahvaltıyı kesinlikle atlamamalı; Oyun çağı ve okul öncesi dönemde çocukların besinlere karşı iyi ve olumlu davranışlar geliştirmesi için önemli bir zaman dilimidir. Bu yaşlardaki çocuklar oyun aktiviteleri ve büyüme gelişme için yeterli miktarda enerji almalıdırlar.” diyorlar ve bu böyle o anne yazdığı kadar uzun bir yazı halinde devam ediyor. Bu tür içerikler çözüm arayan anneye yardımcı olmuyor. Aksine anneyi çocuğu yemek yemesi için zorlamaya yöneltiyor. Bu da çocuğun kahvaltıyı atlamaması gerektiği kesinliğinde yanlış bir yaklaşımdır. Öğretmenlerimiz hakkında da neler düşüdürtüyor! Sen de koşma peşinden. Gerek yok. Empoze edilen şeyler yönlendirmesin seni. Yanlış düşüncelere, yanlış davranışlara itilirsin. Bunlar mantıklı yaklaşım değil. Çocuğunun hem aç, hem cahil kalmasından korkan anne başka korkulara da gebe bırakılıyor. Çocuğun sağlığı en önemli olduğu için dolaylı olarak beslenmeyi de sağlıklı olmak için olmazsa olmaz durumuna taşıyorlar. Yemeyini yemeyen çocuk sadece aç değil arkadaşsız, teknolojisiz de bırakılıyor. Aslında çocuğun yemek problemi ailenin problemi haline geliyor. Bundan anne- baba-çocuk ilişkisi etkileniyor. Çocukları yemek yemeyen anneler ve babalar daha çabuk sinirleniyor, birbirlerinin kalbini daha kolay kırabiliyorlar. Hep çocuklarının sağlığı için. Bedensel sağlıa önem verirken ruhsal sağlığı da es geçmemek gerek. Bilir kişiler, insanların sözlerine güvendiği kişiler bir bilgiyi aktarırken onu dayatmamalı, olmazsa olmaz haline getirmemeli; Bir şeyin önemini çizerken kalan tüm şeyleri önemsiz gibi göstermemeli; hayatın sonuymuş gibi öne sürmemeli, alternatifler sunabilmeli, çözümler üretebilmelidirler. Dedim ya diğer benzer yazılara sadece göz gezdirdim diye. Okumaya devam edip endişelerimin artmasına izin vermedim. Annelerin kaygıları sunulan bilgiyi aktarma şeklinden dolayı artıyor. Bu güzellik dergilerine bakınca insanın kendini çirkin hissetmesine benziyor.

“Bilmenizde fayda var“ başlığı altında şöyle yazıyor: “Kahvaltı eden çocukların karmaşık problemleri daha kolay çözdükleri, daha neşeli oldukları, daha seyrek hastalandıkları ve okula devam oranlarının yüksek olduğu görülüyor. Kahvaltı etmeden okula gitmek, okul başarısını da düşürüyor.” Sanki başarıya giden yol sadece midemizden geçiyormuş gibi lanse ediliyor. Çocuğumuzun neden yemek yemek istemediğini anlamaya çalışmıyoruz bile. Biz kafamıza koymuşuz “Tabaktaki yemek bitecek.” Bir annenin bunları bilmesi neyi değiştirecek. Anne çocğunun yemek yemesini istemiyordu da bu yazılanları okuyunca çocuğunun yemeklerle arasının düzelmesini istedi. Yemek yemek normal hayatta kalabilmemiz için gerekli olan bir ihtiyaç. Büyük harflerle yazılarak, insanların gözüne sokularak ön plana taşınıyor. Taşınmasına taşınıyor da neden? “Siz yeteneksizsiniz, beceriksizsiniz, kendi çabalarınızla birşeyi başaramazsınız.” kodlanıyor. İnsan çözümleri dışarıdan bekliyor. Mucizelerin gerçekleşmesini bekliyor. Tüm bunlar yapılırken insanların zayıflıklarından istifade ediliyor. Bir anne, bir baba çocuğunun okul yahatında başarılı olmasını ister. Bu bilinen bir gerçek ve gerçeklşmesi için türlü yollara başvuruluyor. Peki yemek yemeye zorlanan bir çocuğun piskolojisi nasıl etkilenecektir? Kendine güveni sarsılmış olan, kendi isteklerine, kendi seçimlerine saygı duyulmayan bir çocuğun okul başarısı ne olacaktır? Diyelim ki ısrarlarınız ve tehditlerinizle çocuğunuza önerilen kahvaltıyı yaptırmayı başardınız ve artık eminsiniz “Çocuğum derslerini iyi dinleyecek, neşeli olacak, hasta da olmayacak, okulda devamsızlıkları da olmayacak. Oh ne güzel. Rahatladım şimdi.” Evet, haklısınız pompalanan suçluluk duygusu sonrasında sonrasında kendinizi mutlu ve rahatlamış hissetmeniz normal. Her şey yolunda. Siz bu ruh hali ile düşünmeyi bırakırsınız. Acaba çocuunuz gerçekten neşeli mi? Hiç düşündünüz mü bunu? Ama siz söylenen her şeyi yaptınız ve onun mutlu olmaması için bir sebep yok. Peki “Annem beni anlamıyor. Aç olmadığım takdirdre yemem için ısrar ediyor. Benim fikirlerimi önemsemiyor. Başarısız olacağımı söylüyor. Başarısız olmamam için elinden geleni yapıyor. Demek ki başarısız olsam beni sevmeyecek.” diye düşünen çocuğunuzun sizle hemfikir olmadığını biliyor muydunuz.

Bu yemeğin ne de büyük marifetleri varmış. Bu gizli mesajları aramaya devam edelim. Bundan önce normal olan şeylerin bozulamadığına dayir bir kanıt: “Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı bir araştırmaya göre çocukların yaklaşık üçte biri sabahları kahvaltıyı atlıyor.” Kahvaltıyı atlamak iki yaşındaki bir çocuğun sürekli “Hayır.” demesi kadar doğal ve normaldir. Sadece beslenme bir öncelik durumuna taşındığı için bu istatistikler göze batıyor. Bu domuz gribi salgını sırasında bu hastalıktan ölen hastaların yüksek sayıda olmasına benziyor. Salgın öncesi domuz gribinden ölen olmuyor muydu? Gündeme taşınınca önem kazanıyor.

Unutmamamız gereken bir şey daha: “Kahvaltı yapmadan gelen çocuklarda kan şekeri düşüklüğüne bağlı şikayetler, halsizlik, baş dönmesi, bayılma hissi, terleme, çarpıntı, baş ağrısı, mide ağrısı, bulantı, karın ağrıları sıkça gözlenmektedir. Belirtiler çocukların bir şeyler yemesi ile düzelse de öğrenme üzerindeki etkileri düzeltilememektedir. Sabah kahvaltısının çocukların gelişiminde ve okul başarısındaki rolü unutulmamalıdır.” Çocuğum kahvaltı etmediği için fenalaşacak ve birşeyler yese bile yine başarısız olamya devam edecek. Başarılı olması iyileşmesinden daha önemli. Unutmayalım.

“Her zaman da kahvaltı etmelerini sağlamak o kadar da kolay olmayabilir. Bu alışkanlık edinilebilir, bu nedenle birazcık zorlamanız, yaptığı zaman onun açısından ne gibi iyi etkilerinin olacağını belirtmeniz gerekecektir. Eğer evde kahvaltı hazırlayamıyorsanız veya kahvaltı yapmayı red ediyorsa en azından okulda veya serviste yiyebileceği yiyecekler hazırlayın. Bilinmesi gereken çocuğun fiziksel ve psikolojik gelişiminde kahvaltının önemi büyüktür.” Serviste, okulda ya da başka bir yerde yiyebileceğini bilen çocuk neden evde yesin ki? Çocuğa “Yemeyebilirsin.” serbestliği yeterince açık bir şekilde sunuluyor gibi görünse de, “Seçimi ona bırakın.” denilse de “Peşinden koşmaya devam edin deniyor.” aslında. Evde yemezse, serviste yesin; serviste yemezse okulda yesin; okulda yemezse nerede yesin? Mutlaka yemesi gerek! Ne yapacağınızı şaşırırsınız. Acaba okula gidip peşinde dolaşarak yedirseniz mi? Sorunu evde çözmek gerek. Tabii ki de her insanın kahvaltı etmesi önemli bir şey. Kahvaltısını yemezse bir sonraki öğüne kadar başka hiçi bir şey yemediği sürece öğle öğününü karnı acıktığı için sizin baskınıza gerek kalmadan yiyecektir. Yanlış olan zor kullanmak. Onun kişiliğine saygı duymamak. Çocuk kendi midesini kendi kontrol edemez duruma geliyor. Açlığını, tokluğunu anlayamayan çocuk sevdiğini nasıl anlasın! “İstemiyorum.” diyemezken “Seviyorum.” nasıl desin!

“Ebeveynler, hemfikir olarak ve istikrarlı bir şekilde çocuğa beslenme eğitimi vermelidirler.Bir besini çocuğa zorla yedirmeye çalışmakla hiçbir şey elde edemeyiz, tam tersi, çocuk zorlandığı için besine daha fazla tepki göstererek hiç tüketmeyecektir. Bu konuda bizlerin de birçok hatası oluyor.” doğru söze ne denir.

Büyüklerin işi sağlıklı seçimler sunmak, yeyip yememek ya da yiyeceği miktarı belirlemek çocuğun işidir. Başlangıçta çocuğunuz sabahları yemek istemeyebilir. Siz kahvaltı saatini rutinin bir parçası haline getirerek çocuğunuza kahvaltı alışkanlığı kazandırabilirsiniz. Zorlayarak değil. “Hepsi bitecek.” demektense küçük porsiyonlarla başlamak iyi bir tercih olabilir. İlla sizin istediğinizi yemesinde ısrar etmeyip seçenek sunup tercihi ona bırakırsanız daha olumlu sonuçlar alacaksınız. Kontrolün kendisinde olduğunu hissetmesi daha az direnmesine sebep olacaktır. Siz sağlıksız beslenirseniz, öğünlerinizi atlarsanız, ayakta atıştırırsanız, o diyeti bu diyeti yapma alışkanlıklarınız varsa, zayıf olma gibi takıntılarınız var sa “Kahvaltını yapmadan okula gitmek yok.” demenizin bir faydası olmayacaktır. Sacece siz ve çocuğunuz yıpranırsınız. Otoriteniz sarsılır. Çocuğunuz sözünüze güvenmez. Yemek yeme konusu çocuğunuzun kendi vücudunu dinlemesi gereken konulardan bir tanesidir. Çocuğunuza güvenin. Aç olmadığını söylüyorsa bunu dikkate alın. Onun yerine siz karar vermeyin. Siz bunu bilemezsiniz. Bazı insanlar da çok az yeyip yine sorun yaşamıyorlar. Her vücudun ihtiyacı farklıdır. Annelere göre çocuklar hep az yer, çok konuşurlar. Böylece kimseye zorla ağızına yemek tıkıştırma fırsatını vermiyor. Zaten bir kaç saat sonra öğle yemeyi yiyecek. Çocuk sizin istediğiniz zaman değil doyduğu zaman yemeği bırakmalı.

Çocuklar bizden çok mu farklı? İhtiyaçları bizimkilerden çok mu değişik? Kendimize bakarak çocuğumuzu anlamaya çalışalım. Sorun olmayan yerde çözüm aramayalım.

Yorumlar
Yorum yap

Yorum Yap

PATİKK
Araç çubuğuna atla