Bebeğin Uyumuyorsa Kapının Arkasında Değil Onun Yanında Ol
Önceki
ŞANSLIYIM
Ben Öğrenci Annesi Oldum
Sonraki
Okul

Okul Hayatım ve Ben

Medine Hacıömeroğlu7 Kasım 2015

Daha dün annemizin kollarında yaşarken,

Çiçekli bahçemizin yollarında koşarken,

Şimdi okullu olduk, Sınıfları doldurduk,

Sevinçliyiz hepimiz, Yaşasın okulumuz.

Değil mi arkadaşlar!

Ben okullu oldum, sınıfımı doldurdum. Yaşasın okulum, onu çok seviyorum. Mutluyum, sevinçliyim ve fakat bir o kadar da tedirginim, endişeliyim, kaygılıyım. Öyleyim anne! Beni yeni bir deneyim bekliyor, yeni vazifeler, yeni sorumluluklar, yeni arkadaşlar; birçok zorluk. Tüm bunların üstesinden gelebilir miyim acaba? Başaramazsam anneciğim ve babacığım ya beni sevmezseniz, ya benden vazgeçerseniz! Şu dönem her zamankinden daha kaygılı, öfkeli ve duygusalım. Kafam karışık. Korkularım içimi kemiriyor. Tırnağımı da o yüzden yemeye başladım. Bazı arkadaşlarım da parmaklarını emmeye ve altlarını ıslatmaya başladılar. Davranışlarımızda gerileme oldu. Ayrıca daha bir hassas oldum. Geçen gün yan sınıftan bir arkadaş bana isim taktı. Anneciğim! Bundan bir gün sonra da bana aldığın beyaz yıldızları olan kırmızı hırkama güldüler. Kırıldım. Ağladım. Tutamadım kendimi işte. Hırkayla komik göründüğümü biliyordum ama senin hatrına giymiştim onu. Bir daha da giymedim o hırkayı. Sen de zaten onu geri iade ettin, pamuklanmış mı ne! İyi oldu! Zaten tüm bu kargaşayla başa çıkamıyorum, bari hırka defolsun gitsin!

Canım ailem sizi rahatlatmak istiyorum, içinde bulunduğum bu durum uzun sürmeyecektir. Adapte olduğumda, neyin ne olduğunu kavradığımda daha az sorun yaşayacağız. Sadece bana biraz zaman tanıyın. Su yolunu bulacaktır. Bendeki durum bu olduğuna göre sizdeki beklentiler de yüksek olmamalı. Ben daha sırada oturmam gerektiğini bile kabullenememişken…

Anneciğim sen benimle ve okul hayatımla ilgili beklentilerini gözden geçirirken ben de sana artık bir okullu olarak bir günümü baştan sona kadar anlatayım; kendi gözümden. Ev-okul, okul-ev arasında gidip gelirken yaşantım çok değişti. Sabah erken kalkmak, hazırlanmak, kahvaltımı güzelce yapmak ve servisi kaçırmadan okula gitmem gerek. Devamında okulda öğretmenimi çok dikkatli dinlemek, arkadaşlarımla kavga etmeden güzel güzel hayatı paylaşmak, okuldaki yemeğimi de güzelce bitirmek, eşyalarıma sahip çıkmak, tuvalete gitmek için tenefüsü beklemek, derste sıradaki arkadaşımla konuşmamak da yapmam gerekenler arasında. Daha bitmedi: eve gelince de önce ellerimi güzelce yıkayıp yemeğimi yemek, azıcık dinlenip sonra da doğruca odama çıkıp ödevlerimi yapmak, arada kısa molalar vermek ve hazırlanıp uyku saatim geldiğinde de pijama, dişler ve kitap üçlüsünden sonra uyumam gerektiğini de çok iyi biliyorum. Benim bir günüm bundan ibaret. Olması gereken de bu; bunu biliyorum. Anneciğim sen de başarıya ulaşmam için bu yolu izlemem gerektiğini düşünüyorsun; bunu da biliyorum. Her şey yolunda. Sanki. Gibi. Benim bu yaptıklarımın sonunda mutlu olmam gerekmiyor mu? Öğretmenimden ödevimi yaptığım için aferini alıyorum, evde de ödevlerim, hazırlanmam, kahvaltım, uyku saatim konularında sana da hiç problem yaşatmadığım için sürprizleri hak ediyorum. Bunların bana yetmesi gerekmiyor mu? Benim gibi küçük bir çocuk daha ne istesin ki? Artık itiraf edip rahatlamak istiyorum. Söyleyeceğim şey hoşuna gitmeyebilir. Ben senin bana kurduğun bu düzenden hoşnut değilim; çünkü bu benim programım değil, benim kararım değil, benim tercihim değil. Ben sadece ona uyuyorum, ona bağımlıyım. Kendi kişiliğimi oturtamıyorum ve bunu yapmamın tam da zamanı. Tam da şimdi kendi programımı kendim yapmalıyım:

Bir yere tek başıma, senin hatırlatmaların olmadan yetişmeyi öğrenmek için tam da şimdi okula geç kalayım, okul servisini kaçırayım. Yetişememeyi yaşayıp, ne olduğunu anlayıp ve onunla ilgili önlem almayı öğrenmeliyim. Henüz küçük olduğumu düşünüyorsun, biliyorum. Hayır, hiç de değil! Senin sıkıştırmaların beni ya aceleci, ya da umursamaz bir kişiliğe bürür; bana başkası olmadan sen yapamazsın mesajını verir. Attığım adım benim adımım olmalı. İşte tam da böyle duyarlı bir insan olabilirim.

“Dur ya ben de dişimi bir fırçalayayım!” dememi istiyorsan izin ver tam da şimdi kişisel bakımımı istemiyorsam yapmayayım. Sen sadece bana örnek ol. Zaten kendi vücudum ve arkadaşlarım bana kişisel bakımın önemini hatırlatacaklardır. Aslında bu konu seni en az zorlayacak olanlardandır. Bırak da bu sabah dişimi fırçalamadan, saçımı taramadan, pijamamı katlamadan, bir paçası az kırışmış olan pantalonumla çıkayım evden. Bırak da mükemmelliyetçi olmayayım. Bırak da diğerleri ne der acaba kaygısıyla kavrulmayayım. Bırak da tüm bunlar hep teferruat olsun. Bırak da enerjimi daha gerçek şeylere harcayayım. Bırak da o katlamış olacağım pijamayı eve gelecek olan misafir için değil de benim o pijamayı daha kolay bulabilmem için yapayım. Bugün odamı komşu teyzeler için toparlar, yarın da hayatımı bir başkaları için yaşarım. İşte tam da böyle duyarlı bir insan olabilirim.

Tam da şimdi kahvaltımı aç değilsem yapmayayım. Kendi vücudumu kendim kontrol etmek istiyorum, sadece o kadar. Sen zaten biraz esnetirsen herşey yoluna girecektir. Kontrolün bende olduğunu hissettirmelisin bana. Ben anneyim ve de kontrol bende diye düşünüme; aramızda savaş yok. Bırak da bu sabah ballı değil de reçelli ekmek yiyeyim; bırak da zevklerim, kişiliğim otursun; bırak da ilk “hayırımı” sana diyerek istemediklerimi reddetmeyi öğreneyim. Altı üstü bir yemek ama ne de uzun boyluymuş! Bir ömür! Hoş ne kadar uzun olduğunu da bilmiyorum ya. İşte tam da böyle duyarlı bir insan olabilirim.

Tam da şimdi ödevimi istemiyorsam yapmayayım. Ödevlerim benim işim. Sen istedin diye yaparsam kendim yapmışım gibi hissetmiyorum. “E” sesini yapmak istediğim için yapmalıyım. Anca bu beni tatmin eder. “Bak gör okumayı, yazmayı tüm arkadaşların öğrenecek; bu gidişle sen sınıfın en tembel, en başarısız öğrencisi olacaksın.” diye düşünüyorsan da beni sadece yapmam gereken şeyi zorla yapmayı öğretirsin; bana kendimi başkalarıyla kıyaslayarak mutsuz olmayı öğretirsin. Oysa ki bana sesleri, kalemi, defteri sevdirsen. Oysa ki “Şapidik ile Şupidik” kitabını sen alıp okusan. Bunun benim ödevim olduğunu biliyorum ama sadece örnek olmak için, beni heveslendirmek için. İşte tam da böyle duyarlı bir insan olabilirim.

Tam da şimdi arkadaşlarımla kavga etmeliyim. Birisine vurursam onun da bana vuracağını görmek için; vurmamayı öğrenmek için; sorunlarımı konuşarak çözmem gerektiğini içselleştirmem için; güdülerimle değil de mantığımla hareket etmem gerektiğini anlamam için; bugünkü küçük bir fiske yarın büyüp de kocaman bir tokata dönüşmesin diye; çünkü hayat boşluk kabul etmez. Gerekeni zamanında yaşamazsan gün gelir mutlaka yaşarsın. İşte tam da böyle duyarlı bir insan olabilirim.

Tam da şimdi televizyon karşısında kendimi unutmalıyım. Kendimi kontrol etmeyi öğrenmem için; kendime “Dur artık, bu kadarı yeter!” demeyi öğrenmem için. İşte tam da böyle duyarlı bir insan olabilirim.

Tam da şimdi uyku saatim geldiğimde yatakta olmayayım. Biliyorum, yarın erken kalkıp okula gitmem gerekiyor. Çok geç yatarsam yorgun olurum ve dersime konsantre olamam. Ama bunu ben deneyimleyerek de öğrenebilirim. İşte tam da böyle duyarlı bir insan olabilirim.

Tam da şimdi ödevimi odamda ve masamda yapmayayım. Bu bir tür kısıtlamadır. İlla ki sessiz bir ortamda çalışmak şart mı. Bu kime göre doğru. Bu sebepten mi acaba sınırlarımız?

Tüm bunlar benim yaratıcılığımı kısıtlıyor. Sorumluluk almayı öğrenmemi engelliyor. Ben tüm bunları yapmazsam zaten olacakların farkındayım. Benimle ilgilenin diye yapıyorum zaten. Beni başarısız olursam bile beni seveceğinizden emin olmak istiyorum. Koşulsuz sevginizi verin yeter. Gerisi gelir. Su yolunu bulur. Günümü sen planladıkça, benim her adımımı takip ettikçe bana güvenmediğini anlıyorum. Ben kendime güvenmeliyim, hayatta kalabilmek için.

Saat de ilerledi, artık yatmalıyım. Yarın okul var. Ders saat 9’da başlıyor. 9’a 10 kala orada olmama gerek yok. 9’dan 2 dakika önce orada olsam olur. Aceleye gerek yok. Sakin anneciğim. Beni olduğum gibi kabul et. Ben 10 dakikayı başkasına ayırmaktansa, kendime 2 dakika ayırmayı yeğlerim.

Yorumlar
Yorum yap

Yorum Yap

PATİKK
Araç çubuğuna atla