Yuvalı Oluyormuşum! Daha Çok Küçük Değil Miyim?
Önceki
ŞANSLIYIM
Mutlu Yıllar!
Sonraki
Okul

Yuvalı Oluyormuşum! Neden Ki?

Medine Hacıömeroğlu22 Kasım 2015

NEDEN YUVAYA GİTMELİYİM DİYE SORDUĞUMDA: 

Ben Şebnem. Yaşadığım yerin ismi Merak. Bu sabah ünlü radyocu Cem Ceminay’ın sesiyle uyandım; anneciğim gözümü açtığımda başımın ucunda Cem abiyi taklit ediyordu: Tüm ülkemize günaydınlar! Herkes uyansın! Öğrenciler okula, büyükler işe. Şebnem kızımıza da “Günaydınlar olsun!” diye beni uyandırmaya çalışıyor. Çok hoşuma gitti. Canım anneciğim beni motive etmeye çalışıyor. Biliyorum. Yuvaya gönül vermem için elinden geleni yapıyor. Mutlu olmam için çok emek veriyor. Ben onu hep anne tavşana benzetirim. Anne tavşan, yavrusunu dünyaya getirmeden önce çok acı da çekse, ağzı ve ayak tırnakları ile kendi tüylerini yolup doğacak çocuğu için pamuktan bir yatak hazırlar. Yavrusu dünyaya geldikten sonra miniğini soğuk ve rutubetten korumak için bu tüylerle sarıp sarmalar. Yavrusu tüylenmeye başladığında da onu sakladığı bu pamuk yataktan dışarı çıkartır ve hayata hazırlamaya çalışır.

Anne tavşanım, anlaşılan küçük tavşancık Şebnem’in de pamuk yataktan çıkma zamanı gelmiş çatmış. İyi idi böyle anneciğim. Senin yanında. Güvende. Ne gerek vardı düzenimizi bozmaya. Neden yuvaya gitmeliyim ki? Gitmesem olmaz mı? Son bir merakım daha var; en sevdiğim topum var ya, yuvaya onu da götürebilir miyim? O, sen kokuyor. Seni özledikçe sarılırım, koklarım. Senin yerine koyarım onu. Yıkama onu ne olur; deterjanın en güzeli bile senin kokunun yerini alamaz. Taklit sırası bende. Yine benim motivasyon kaynağım, radyocu abimden geliyor; “4-5 yaşımdayım; babaannemle yemeğe çıktık dışarıya; benim yaşlarımda bir kız ile tanıştım; aşık oldum; elimi tuttu; o akşam elimi yıkamadım…” Ben de okulda elimi yıkamasam olur mu? Sıra beklemek zor geldiğinden değil; elimdeki elinin izi temizlenmesin diye. O kadar da titiz olmayalım! Hem topum, hem de Ceminay abinin verdiği ipucu idare eder beni orada… İçimdeki üç nokta hep üç nokta olarak kalsın; dört olmasın, beş olmasın, kilometrelerce olmasın; çok fazla rutubete yer olmasın içimde. Editörleri sevmeyeceğim daha şimdiden belli. Ben üç noktadan bahsederken paragraf belası bulaştı şimdi de; beni daha fazla beklemek istemiyormuş; sahne sırası ondaymış. Neyse ben de artık Enter tuşuna dokunup sıradan çıkıyorum; elimi yıkamaya da çok meraklı değildim; bu kadar sorgu, bu kadar sual, bu kadar mesafe korkusu, editör fobisi, sensizlik kaygısı yeterli. Söz sizde anne tavşanım.

Ben Lale. Yaşadığım yerin ismi Merak. İlkokul 1’den beri ismimi sevmiyorum. Talat olmadığıma da şükürler olsun. Şebnem’in annesi olduğuma da şükürler olsun.
Küçük tavşancığım, Şebnemim! Sen benden ayrılmak istemiyorsun. Benim yanımda kendini güvende hissediyorsun. Sesim bile seni sakinleştirmeye yetiyor; sesimi ta karnımdan bu güne tanıyorsun. Biliyorum. Seni anlıyorum. Canım kızım, başka seslerden de, mesafelerden de, editörlerden de korkma. Elini de yemekten önce mutlaka yıka! Söz mü yavrum? (El konusunda ciddi değilim, senin duygularını anladığıma eminin, son kararım.) Kenan Işık abimize de acil şifalar. Senin de gönlün rahat olsun Şebnem‘ciğim. Teslim ol; bırak kendini; güven annene; uyu ve büyü; yuvaya git ve gelişimine devam et. 0-6 yaş aralığı okul öncesi öğrenmenin en yoğun olduğu, temel yetenek ve becerilerin en hızlı geliştiği dönemdir. Tam da bu süreçte kazanacağın alışkanlıklar ve davranışlar senin karakterinin oluşmasında önemli rol oynar. Yuva seni hayata hazırlayacaktır. Senin sosyal, duygusal, dil ve bedensel gelişimini destekleyecektir. Orada yabancı bir ortamdan korkmamayı ve nasıl davranman gerektiğini öğreneceksin. Ben sana güveniyorum; senin kulağın iyidir; benim sesim dışında başka sesleri de duymayı öğreneceğinden eminim. Yine orada seninle yaşıt olan bir sürü arkadaş tanıma şansın olacak. Onlarla “hayatçılık” oynayacaksın; hayatın provasını yapacaksın. Ailenden bağımsız bir şekilde sorunlarını tek başına çözmeyi, insan ilişkilerini öğreneceksin. İsimleri çok uzun ve zor olan arkadaşların olacak; mesela bir Barbaros sana bir türlü söyleyemediğin “r” sesi dışında kim bilir daha neler öğretecek; belki elini bile yıkamak istemeyeceksin… Kim bilir. Öğrenmek için yaşamaktan korkmadan yaşamak gerek. Yuvalı olmayı yaşadıkça, orada bulunma imkânını kullandıkça düşüncelerini dile getirebilme, yeteneklerini keşfetme fırsatı yakalayacaksın. İlk doğduğunda parmağımı tuttuğun gibi yakala yuvayı elinden; peşimden ayrılmadığın gibi yakala yuvalılığı eteğinden. Güven bana. Sözüm, içinde hayat bulduğun rahmim kadar güvenilir; orası bir o kadar sıcak. Güneşin yegâneliğine inanma. Bağımsız olmak için elinden geleni yap. Yolun açık olsun. Gitmeden önce biraz daha kal. Orada paylaşmayı, sorumluluk almayı öğreneceksin; mutlu olmayı, üzülmeyi, gülmeyi, hayal kırıklıklarını, özür dilemeyi de. Evde de bunları öğrenebilirsin! Öğrenebilir misin acaba! O kadar çok gülme çeşidi var ki! Elimizdeki kaynakların yetersiz kalacağını düşünüyorum. Şimdi artık gidebilirsin. Benim bildiğim iki çeşit gülümseme; ya gülümseme, ya da gülümsememe. Anneliği daha yeni öğreniyorum. Elini yıkama… dokun bana… bana da bulaşsın sevgin… ben de öğreneyim sevmeyi…

Ben Şebnem. Yaşadığım yerin ismi Merak. Dinledim. Anladım. Yuvalı olmayı kabul ediyorum.

PATİKK
Araç çubuğuna atla