Emziğim ve Ben
Önceki
ŞANSLIYIM
Yuvalı Oluyormuşum! Daha Çok Küçük Değil Miyim?
Sonraki
Okul

Yuvalı Oluyormuşum! Şikayetçiyim!

Medine Hacıömeroğlu12 Kasım 2015

ŞİKAYETÇİYİM:
Ben A. L. Yaşadığım yerin ismi Endişe. Annem benim yuvaya başlayacağımı söyledi. O da ne ki? Orası da neresi? Ben zaten evimdeyim, yuvamdayım.Tam olarak neler olduğunu ve beni nelerin beklediğini anlamış değilim; annem de bu konuyla ilgili yuvalı olacağımın dışında hiç bir şey söylemedi; anlatmadı; beni hazırlamadı. Kafamda bir senaryo oluşturdum; gözümde büyüttüm; etkisinin altında eziliyorum: Beni galiba başka bir eve gönderiyorlar. Neden ki? Bizim evimizin neyi var? Başka bir annem, başka bir babam olacak herhalde. Neden ki? Peki ya kardeşim? Ona ne olacak? O da benimle gelecek mi? Onun da mı başka bir annesi, başka bir babası olacak? Peki anneciğim sen ve babam nerede olacaksınız? Siz de kendinize yeni çocuk mu alacaksınız? Ben anladım siz beni artık beğenmiyorsunuz; o yüzden de benim gitmemi istiyorsunuz ve de beni bir başkasıyla değiştireceksiniz. Beni oradan bir daha hiç almayacak mısınız? Evimi, kardeşimi, sizi hiç göremeyecek miyim? Ya yeni annemi ve babamı sevmezsem? Yeni annem de senin yaptığın gibi bana yemeğimi yedirecek mi? Yeni babam da eski babam gibi bana her akşam kitap okuyacak mı? Başka bir kardeşim olacak mı? Bizim sıpa gibi o da saçımı çekecek mi?

Hayııııır! Hiç canım istemiyor. Üzülüyorum. Korkuyorum. Orası yabancı bir ev. Öfkeliyim. Beni oraya vereceğin için sana çok öfkeliyim. Sıkıntılıyım. Ağrıyorum. Ağlıyorum. Bağırıyorum. Kusuyorum. Karnım ağrıyor. Ben başka bir yere gitmek istemiyorum. Başka bir anne, başka bir baba, başka bir kardeş, başka bir ev de istemiyorum. Ben halimden çok memnunum. İlişkimiz daha ben senin karnındayken başlamıştı. Seninle daha o zaman bir bütündük. Ben doğduktan sonra da bu böyle olmaya devam etti. Sen beni besliyordun, altımı temizliyordun, banyomu yaptırıyordun -Ne de güzel şampuan seçmişsin; çok güzel kokuyordu, gözümü de hiç yakmıyordu- beni düşünüyordun, beni koruyordun. Bunların hiçbirini tek başıma yapamazdım ki! Sana muhtaçtım. Bana dokunuyordun, beni öpüyordun. Ben rahatlıyordum. Sakinleşiyordum. Duygusal olarak beni doyuruyordun. Senin sayende hiçbir şeyden ve hiç kimseden korkmuyordum; hiç bir tehlike beni tehdit edemiyordu. Sen bana güven veriyordun. Zaten biraz daha büyüdüğümde burnumu, ağzımı yalayan Luca’ya da sen varsın diye tüm bunları yapmasına izin veriyordum. Sen yanımdaydın ya hiç bir sorun beni bulamazdı. O köpekçiğin mikropları dahi beni korkutamıyorlardı. Ya sen? Sence de öyle değil mi? Sana ihtiyacım olduğunu sen de biliyordun değil mi? Ağladığımda yanıma gelmen gerektiğini de? Sen yanıma gelmediğin zaman başıma kötü bir şey geleceğini düşünüyordum. Seni gözümün önünden ayırmak istemiyordum. Bir defasında siz babamla dışarıya çıkmıştınız beni de teyzemlere bırakmıştınız. Tam olarak nereye gittiğinizi bilmiyorum; söylemeden kaçmıştınız benden. O kadar çok ağladım ki bir bilsen. Canım teyzeciğim de (onu çok seviyorum) ben bir türlü sakinleşemeyince bir yerimin ağrıdığını düşünüp çok telaşlanmıştı. Doktor arkadaşı vardı (Sakine idi galiba teyzenin ismi), onu aradı ve durumu izah etti; teyze de ateşini ölç, altını değiştir, karnını doyur gibi bir sürü şey yaptırttı teyzeciğime. Ama Sakine doktor bile beni sakinleştiremedi. En son çare teyzem de sizi aramıştı. Ve seni görmem ile artık ağlamıyordum; sadece iç çekiyordum. Derdimin ne olduğunu herkes anlamıştı. Sonra tabi alıştım teyzemde de, halamda da kalmayı. İtiraf ediyorum senden ayrı olmaya alışmadım aslında. Her akraba ziyaretlerinde acaba annem gene mi beni burada bırakacak diye düşünüyordum. Seni ortalıkta yine göremeyince kala kalıyordum öylece; teyzeciğimin gözünün içine bakıyordum sadece, hiç bir şey demeden. Ağlamıyordum ama seni bir daha görememekten korkuyordum.

Neyse. Yani pek neyse değil de. Geçti artık. Pek geçmedi de. Anlaşılan sosyal hayata katılmakta zorlanıyormuşum. Yuvalı oluyormuşum. Yuvalı olacakmışım. Belli ki bu yüzdenmiş. Sen gittiğinde dilim tutulduğundan yeni bir yuva, yeni bir anne, yeni bir baba, yeni bir yaramaz sıpa buldunuz bana. Bulmuşsunuz. Ayrılıyormuşuz. Yine dilim tutuldu. Tekrar yapıştım eteğine. Sensiz yatamaz oldum. Kötü rüyalar bir türlü son bulmuyor. Sabah oldu. Yanıma gelip beni uyandırdın. Hadi gidiyoruz dedin. Yuvaya gidiyoruz dedin. Beni hazırladın. Kahvaltı etmedim. Evden çıktık. Arabaya bindik. Gittik. Gittik. Karnım aç. Midem bulandı. Kustum. Sinirlendin. Üzerimi değiştirdin. Yola devam etmedik. Arabadan indik. Çok büyük bir ev gördüm. Ne yapmam gerekeni anladım. En son katta camında ay resmi olan bir pencere vardı. Benim odam orası olmalı diye düşündüm. Ben ayı ve güneşi çok severim de. Sen bana hep güneşim derdin ya. Anneciğim hani yeni annem nerede? Birtane de üzerinde renkli renkli resimler olan bir araba var. Yeni babamın arabası olmalı. A, içinde de bir amca. Yeni babam ne de yaşlıymış. O küçük kalbim nasıl da parçalanıyor. Eski anneciğim, güle güle.

Sana bağlandım. Seni sevdim. Ne ara beni istememeye başladın? Ne zaman işler değişti? Neden beni gönderiyorsunuz? Benim sana ihtiyacım olduğunu nasıl unuttun? Bana anlatsana neler olduğunu. Yeni bir annemin olmayacağını söylesene. Senin hiç eskimeyeceğini de. Neler yaşayacağımı anlattım sana. Öğrenmem için yaşamamı bekleme.

Yorumlar
Yorum yap

Yorum Yap

PATİKK
Araç çubuğuna atla