Ben Öğrenci Annesi Oldum
Önceki
ŞANSLIYIM
Yuvalı Oluyormuşum! Şikayetçiyim!
Sonraki
Emzikli Çocuk
Sağlık

Emziğim ve Ben

Medine Hacıömeroğlu10 Kasım 2015

Kardeşimle az evvel kavga ettik. Elimdeki tenis raketini bana sormadan çekti aldı. Sinirlendim ve çok alakasızca ben de onun en sevdiği tekerleği kırık olan arabasını aldım; onu kızdırmak için. Ve o da akabinde benim bunu onu sinirlendirmek için sergilediğim bir davranış olduğunu anlatan karmaşık bir cümle kurdu. Daha da sinirlendim. Bu defa benden 4 yaş küçük olan bir çocuk nasıl da benim kurduğum cümlelerden çok daha güzel cümleler kurar diye dellendim. Ben daha sakinleşemeden bir de benim onu hiçbir şekilde kontrolden çıkaramayacağımı iddaa etti. Kendinden çok emindi ve bana son darbeyi indirdi velet. Ben de olgunluktan patlayacak olan kardeşime kızmaktan vazgeçtim. Birden aklıma emziğim geldi. İçimde onu suçlama arzusu uyandı. Onu sorgulamaktan kendimi alı koyamadım. Onun ne olduğu ile ilgili ve bana yaptıklarına dağir tüm sorulara yanıt bulmalıydım. Kendimi tutamadım ve annemle konuşmak istedim. Keza onun da durumu benimkinden daha iç açıcı sayılmaz. Gene de şansımı denemekte fayda var. Belki emzik meselesi onun için de bir netlik kazanmıştır.

Anneciğim sana bir türlü ilişkini ayarlayamadığın o nesne ile ilgili bir kaç kelam etmek isterim. Ve bir zamane çocuğu olarak öncelikle senin bir yakın, bir uzak davrandığın; bir kabul edip, bir görmek bile istemediğin o daha demin adını andığım şeye ingilizlerin ne dediğine bakmak isterim. Sana sıkıntılar yaşatan şeyi “pacifier” diye adlandırmışlar. Bu kelimenin bahsettiğim manası dışında başka bir anlamı daha var; arabulucu demek. Bu pacifier senin kafanı çok karıştırdı ve zaman zaman annelik görevini bile sorgular hale getittirdi. Arabuluculuktan ziyade kendin ile aranı bozuyordu az daha. Ben de işte bu yüzdendir ki an itibariyle bu duruma el koyuyorum ve bu ismi lazım olan nesneyi bugünkü kahramanımız olarak ilan ediyorum. İsmini koyduktan sonra bu arkadaşı biraz tanıtmak gerekir:

Emzik kimdir? Emzik’in artıları ve eksileri. Emzik hakkındaki dedikodular. Anneciğim biz bebeklerin emme refleksi daha sizin karnınızdayken başlar. Hayata hazırlanıyoruz; çünkü hayatta kalabilmek için emmemiz gerekiyor. Biz iki yaşına kadar oral dönem denen bir dönemden geçiyoruz ve dünyayı ağızımızla tanıyoruz; dünyaya böyle uyum sağlıyoruz. Etrafı önce senin memenden başlayarak ve sonra aklına gelebilecek herşeyin tadına bakarak keşfediyorum. Aslında emmek sadece karnımı doyurmak için yaptığım bir eylem değil. Ben ayrıca kendimi güvende hissetmek, rahatlamak, kendimi sakinleştirmek için de emiyorum, yani beni duygusal olarak tatmin ediyor. Uyanık olduğu zamanlarda sürekli emmek isteyen bir bebek mi? Ben de mi öyleydim? Ama anneciğim sen ve göğüs uçların buna nasıl dayandı? Bana memen dışında emzik gibi bir alternatif sunmadığını bildiğim için göğüs ucu kremlerinin imdadına yetiştiğini tahmin ediyorum. Beni emzikle tanıştırmaman için de kendince geçerli sebeplerin vardı. Emzik hakkında okuduğun ve duyduğun tüm olumsuzlukların etkisi altında kalarak böyle bir karar aldığını da biliyorum. Ama tam da bu noktada emziği tercih edebilirmişsin. Bebkler mutlaka emme gereksinimlerini gidermeleri gerekiyormuş. Emzik emmeyen çoğu bebek parmağını emermiş. Ve ben de aynen kaideyi bozmadan parmağımı emmişim.

Canım anneciğim çoğu anne senin gibi bebeğine emzik verip vermeme konusunda tereddüt yaşıyor. Çünkü emzik konusunda değişik fikirler öne sürülüyor. Parmak mı emzik mi tartışılan konulardan biri. Emzik emsin; parmağını emmesinden daha iyidir, daha kolay bırakılır diyenler bir yandan; emzik emen çocuklar duygusal olarak parmaklarını emen çocuklardan daha geridediler diyenler de diğer yandan seni emziği seçmemen için ikna ediyor. Böyle de bir ikilem söz konusu. Devamında emziğin alışkanlık yapacağından da korkmuşsundur. Bunun da başlı başına beslenme bozukluklarına, gelişim geriliklerine, ağız ve diş yapısının bozulmasına, konuşmanın ve psikolojik olgunlaşmanın gecikmesine, daha sık üst solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabileceğini de hesaba katarak emziği tercih etmemişsin. Eksileri artılarından ağır basmış. Sorunsuz bir geleceği seçerek memeni harap etmişsin. Aslında çatlayan sadece göğüs uçların değilmiş; benim duygusal tatminim de hasar görmüş. Bu bir öncelik meselesi. Aslında iyi bir anne olma telaşından gri denen bir rengin olduğunu unutmuşsun canım anneciğim. Ak ile kara arasında sıkışıp kalmışsın. Canın sağolsun canım anneciğm. Sana kızgın değilim. Senin elinden gelen en iyisini yaptığını biliyorum. Çünkü bugün beni sinirlendiren o çok olgun kardeşimi biliyorum. Çünkü emzik konusunda fikrin değişti; o küçük veletin emzik emmesine izin verdin. Çünkü hep büyükler küçüklere örnek olurken bu defa da bizim ufaklıl bana örnek olsun. Nasıl da kendinden emin. Üzüm üzüme baka baka kararır misali.

Şimdi de kararmadan önce gri rengi biraz açalım:
Emzik ve ben. Emzik ve doğru karar; hassas ince çizgi, denge.
Evet! Emzik alışkanlık yapan bir nesnedir ve bunun da başlı başına beslenme bozukluklarına, gelişim geriliklerine, ağız ve diş yapısının bozulmasına, konuşmanın ve psikolojik olgunlaşmanın gecikmesine, daha sık üst solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabileceği de doğrudur. Fakat burda ufak bir ayrıntı var: bu mutlak doğru; koşulsuz, şartsız bir gerçek değildir. Emziğin kullanım zamanı ve süresi sınırlandırılmadığı zaman bu olumsuzluklar gerçkleşebilir. Sürekli ağızında emzikle dolaşan bir çocuk anne sütünü ve diğer besinleri daha az alır ve bu da işte o zaman gelişim geriliklerine yol açabilir. Ayrıca emziğin diş problemlerine yol açtığı noktasıyla ilgili de emziğin çocuk 2 yaşına gelmeden önce bırakılması koşulu gerçekleşmedi takdirde böyle bir şey yaşanır; çünkü 2 yaş süt dişlerinin tamamlandığı, diş ve damak yapısının oluştuğu dönemdir. Bu dönemde devam eden emzik kullanımı çene yapısının bozulmasına, üst dişlerin öne çıkmasına neden olur. İlaveten emzik çocuk 2 yaşına gelmeden bırakılmalıdır çünkü 2 yaş oral dönemin, emme refleksiyle güvende hissettiği dönemin sonudur. Emzik kullanımı devam ederse çocuk psikolojik olarak büyüyemez, bu dönemde kalır. Ve de son olarak ama hiç de küçümsenmeyecek bir son- emziği bir susturucu gibi kullanmamak. Çocuk her ağladığında, huzursuz ve gergin olduğunda şu sebepten emzik verilmemelidir: uzun vadede her gerildiğinde çocuk ağazına bir şey götürecektir. Bu durum tırnak yeme, kalem kemirme, sigara kullanımına kadar varan alışkanlıklar yaratabilir. Ayrıca bazen insanlar kendi fikirlerini dile getirmekten çekinirler; daha da ileriye gideyim- bazen hiç kendi fikirleri bile olmaz. Neden acaba diye bir düşünmek gerekmez mi!

Aksi takdirde emzik güven veriyorsa, onu kendi kendine sakinleşmeyi öğretiyorsa, uykuya geçişini kolaylaştırıyorsa neden verilmesin ki! Dikkaltli ve kontrollü kullanıldığında mutlaka tercih edilmelidir. Ben bizim velette faydalarını çok mu çok görüyorum. Benden çok daha güzel cümleler kurabilmesi ve çok daha olgun davranabilmesi beni dellendirse de emziğin yararlı olduğu gerçeğini değiştiremez. Gri renk de böyle bir şey işte- ne kara, ne ak; ablalık da böyle işte- ne sadece büyük, ne de sadece küçük olmak.

Aksi takdirde her dara düştüğümde bir başkasını imdadıma yetişmesini beklemez miydim! Hayatımda “pacifier” olmasını istemiyorum; bunun için de emziğimi istiyorum.

İşte benim emziğim bu kadar keşke olsunmuş dediğim bir şey.
İşte benim kardeşim bu kadar iyi ki var dediğim bir şey.

Yorumlar
Yorum yap

Yorum Yap

PATİKK
Araç çubuğuna atla