Anne Karnında Yolculuğum
Önceki
ŞANSLIYIM
Okul Hayatım ve Ben
Sonraki
Uyku sorunu yaşayan bebek
Uyku

Bebeğin Uyumuyorsa Kapının Arkasında Değil Onun Yanında Ol

Medine Hacıömeroğlu2 Kasım 2015

Uyuyorum. Elim kolum bağlı. Doğrulamıyorum, kalkamıyorum, kaçamıyorum. Çırpınıyorum, debeleniyorum, bağırıyorum, ağlıyorum. Kimse gelmiyor, ya hiç gelmezse. Korkuyorum, ödüm patlıyor, ter basıyor, nefesim kesiliyor, boğuluyorum, kanım çekiliyor, kalp atışlarımı ve hayal gücümü kontrol edemiyorum. Ölüyorum. Yardım eden yok. Artık bitecek. Terk edildim. Çaresizim. Elimden bir şey gelmiyor. Sevdiklerimi göremeyeceğim. Tüm gerçeğiyle yaşıyorum ayrılığı, yalnızlığı, yokluğu, güçsüzlüğü. Göz yaşlarım…ve ben. Kurtuldum, serbestim, nefes alabiliyorum, çok mutluyum, şükrediyorum, kıymet biliyorum; kendimin kıymetini; öz kıymet. Gözlerim, kulaklarım, kalbim değişmiş; ben değişmişim, hayat değişmiş. Güvenemiyorum, sevemiyorum. Güçsüzüm, yalnızım. Gördüğüm o kabustan uyandım ama onu yaşamaya devam ediyorum; çok daha gerçek olanını, hayalkırıklığıma dokunabiliyorum , inandığım yalanı koklayabiliyorum. Hep yalnız olduğumu anlıyorum. Ve hep yalnız olacağımı kabul ediyorum. Hiç yardımıma yetişilmediğini fark ediyorum, bunda sonra da yetişilmeyeceği gerçeğini sindiriyorum. Göğsümdeki torbaları büyük bir hiçlik ile doldurmuşum. Artık soframda misafirlerime sunabileceğim başka bir şeyim yok; susmaktan, talep etmemekten, itiraz etmemekten, ısrar etmemekten, kabullenmekten başka. Ne de sakin, ağır başlı, uyumlu bir ev sahibiyim.

Belki uyanmasaydım umut ediyor, hayal kurabiliyor olabilirdim. Uyumayı yeğliyorum, kaçıyorum, gidiyorum, unutuyorum, yoksayıyorum, boşveriyorum, seviyorum, yaşıyorum. Rüyamda yaşadığım, kemiklerime kadar hissettiğim o çaresizliği, o yalnızlığı, hiç sezmediğim o kimsesizliği, hayal bile edemediğim o acı gerçeği, unutamayacağım acizliği uyumıdığım zaman da gördüm; çok daha acı, çok daha ürkütücü. Uyumayı yeğliyorum; unutuveriyor, aldanıveriyor uyuyan bilinçsiz benliğim. Çarenin unutmakta olduğunu farkeden bir ev sahibiyim.

Sonra kızımı düşündüm. Uyumaya çalışıyor. Feryatlarını duydum. Odasında yalnız, eli kolu bağlı. Doğrulamıyor, kalkamıyor, kaçamıyor. Çırpınıyor, debeleniyor, bağırıyor. Kimse gelmiyor, ya hiç gelmezse. Korkuyor, ödü patlıyor, ter basıyor, nefesi kesiliyor, boğuluyor, kanı çekiliyor, kalp atışları ve hayal gücünü kontrol edemiyor. Ölüyor. Yardım eden yok. Artık bitecek. Terkedildi. Çaresiz. Elinden bir şey gelmiyor. Annesini göremeyecek. Tüm gerçeğiyle yaşıyor ayrılığı, yalnızlığı, yokluğu, güçsüzlüğü. Göz yaşları…ve o. Kurtuldu, serbest, nefes alabiliyor, çok mutlu. Uyudu. Onunki travma sonrası uyku. Uyandı. Gözleri, kulakları, kalbi değişmiş; o değişmiş, hayat değişmiş. Güvenemiyor, sevemiyor. Güçsüz, yalnız. Kabusu yaşamaya devam ediyor. Hep yalnız olduğunu anlıyor. Ve hep yalnız olacağını kabul ediyor. Hiç yardımına yetişilmediğini fark ediyor, bundan sonra da yetişilmeyeceği gerçeğini sindiriyor. Göğüsündeki torbaları büyük bir hiçlik ile doldurmuş. Artık sofrasında misafırlerine sunabileceği başka bir şeyi yok; susmaktan, talep etmemekten, itiraz etmemekten, ısrar etmemekten, kabullenmekten başka. Ne de sakin, ağır başlı, uyumlu bir ev sahibiymiş benim kızım. Ya da değilmiş. Ya da düşündüğüm gibi olmayacak.

Değilim. Düşündüğün gibi olmayacak anneciğim. Benim bir annem var. Belki bana yardım eder. Belki mi! Belki değil. Belki olmamalı. Benim annem bana yardım etmeli. Benim annem uyanık olmalı. Benim annem kendi hayal kırıklıklarının acısını anlamalı ve beni de aynısını yaşamaktan kollamalı. Benim annem beni güçlü bir insan yapmalı. Benim annem benim uyumlu, ağır başlı, sessiz, sakin yani korkak, düşünmeyen, yargılamayan bir insan olmama göz yummamalı.

İçim acıdı. Vicdanım sızladı. Görmemek için gözümü, duymamak için de kulağımı kapattım. Kızıma yaptığım hatalardan kaçabilmek, ona verdiğim zararı unutabilmek için uyudum; düşünmemek, hissetmemek için uyudum. Tek başına uyuyabilmeyi öğrensin istiyordum. Bilmiyordum ki o umut edemiyor. Uyku bir kaçış değil onun için. Ne de bilinçsiz bir anneyim. Onu yalnızlığa nasıl terk edebildim!

Duydum söylediklerini ve uyumak bir çare değilmiş anladım; ne benim için, ne senin için. Amacımız, arzumuz gönül rahatlığı ile, huzur içinde uyumak. Kontrolü ele almak gerekiyor. Ne kaçmak, ne de eli kolu bağlı beklemek çözüm. Ne göğüsünde büyütmek, ne de tamamen yalnız bırakmak doğru olan, benim doğrum. Küçük bir ayrıntıda gizli sevgi; küçük bir ayrıntıda gizli mutluluk- tek başına uyumayı yani bağımsız olmayı, güçlü olmayı, güven duymayı, duygularını ifade edebilmeyi yanında olarak öğretmeliyim. Kapının arkasında değil yatağının ucunda durmalıyım. Onu duyduğumu, gördüğümü görebilsin. Duyulduğunu, dinlendiğini görebilsin. Yardım çağrısına kulağımı kapatmadığımı görebilsin. Sakin, ağır başlı, uyumlu yani korkak, düşünmeyen, yargılamayan bir ev sahibi olmasın. Bugün bana yarın da bir başkasına güvenebilsin. Bugün bana bağlansın yarın da bir başkasına bağlanabilsin. Hayata tutunabilsin. Sevebilsin. Korkmasın. Kaçmasın. Uyumak istemesin. Sevdiğinin uyumasına da izin vermesin.

“Kardeşim ağlıyor anne. Git yanında ol.” diyor ablası oğluş diye hitap ettiği kardeşini düşünerek. “Haklısın kızım. Ağlasın ama yanımda ağlasın” diyorum ben de. Küçük anne adayına 10 üzerinden 10 veriyorum. Aşağıdaki hiç mi hiç benimseyemediğim yaklaşıma da şöyle itiraz ediyorum:

  • Bebeğinizin uykudan önce rahatlatıcı, sakinleştirici bir rutini olsun.
Bunda bir sorun görmüyorum. Hatta çocuğu uykuya hazırlamak onun uykuya geçişini kolaylaştıracaktır.
  • Bebek hafif uykulu ancak henüz uyanıkken yatağa yatırılmalı, iyi geceler dedikten sonra odadan çıkın.
Tamam. Katılıyorum.
  • Bebek hemen arkanızdan ağlasa bile odaya hemen dönmeyin.
Katılmıyorum. Kendini terkedilmiş hissedecektir. 
  • Saat tutun. İlk gece 5 dakika bekleyin ve odaya girin. Bebeğinizi sakinleştirmeye çalışın.
Bebeklerde zaman kavramı gelişmediği için onları 5 dakika da 30 dakika da yalnız bırakmanız onlarda aynı sonuçları doğuracaktır. Bu süreler sadece anne-babaların, çocuklarının ağlamalarına alışması için işe yarayacaktır. 
  • Yanında çok uzun kalmayın, kucağınıza almayın.Odadan tekrar çıktıktan sonra bu sefer 10 dakika sonra girin.Bebeğiniz hala uyumamışsa her sefer bekleme süresine 5 dakika ekleyin. Genelde küçük bebeklerin uykuya geçmesi 20 dakika sürüyormuş. Bu da 3 kontrol anlamına geliyormuş. İkinci gece ilk bekleme süresi 10 dakika, üçüncü gece 15 dakika olmalı. Dördüncü gece 1 dakika gibi kısa bir homurdanmanın ardından uykuya geçecek ve muhtemelen sabaha kadar uyuyacak.
Böyle yaparak anne baba sadece kendini tatmin ediyor. Kucağınıza alarak, dokunarak (bebeğin yaşına göre değişir) yanında olduğunuzu hissettireceksiniz. Geri bırakarak da tek başına uyuması gerektiğini anlamasını sağlayacaksınız. Sadece konuşarak, hiç dokunmayarak onu uyuması için ikna etmeye çalışmış olursunuz aslında. Emin olun bebekler bunu çok iyi anlar ve dikkatinizi çekebilmek için ağlamaya devam ederler.

Dolayısıyla kendi duygusal doyumunuz için ya da çocuğunuzun duygusal doyumu için çocuğunuzu bağımlı yapmayın, bebekken kendi yatağınızda yatırmayın. Belki biraz büyüyünce “Beraber uyumamızı istiyorsun, seni anlıyorum. Haftada 1 veya 2 gün istisna yapabiliriz. Bunun senin için hiç sakıncası olmayacak.” gibi yapacağınız bir açıklamayı anlayacak olgunluğa erişince neden olmasın, hatta olmalı da. Kabul ediyorum. Tavsiye ediyorum.

PATİKK
Araç çubuğuna atla