Bakın Kavgalarınız Bana Ne Yapıyor!
Önceki
ŞANSLIYIM
Pati Uyumak İstemiyor
Sonraki
Anne uykusuz
Uyku

Uyumak İsteyen Anne

Medine Hacıömeroğlu30 Aralık 2014

ANNE: 

Ben uykusuz bir anneyim.

ÇOCUK: 

Ben bir türlü tek başına uyumayı başaramamış olan bir çocuğum.

ANNE: 

Gündüz en fazla 45 dakika uyuyan, gece saat 23.00’dan önce uyumayan, saatte bir uyanıp mutlaka emmek isteyen ve tam saat 5.00 oldu mu güne başlamak isteyen bir çocuğun annesiyim. Yorgunum. Mutsuzum. Çocuğuma iyi bir anne olamıyorum. Çocuklar uyurken büyür, biliyorum. Onun güzel bir uyku almasını sağlayamıyorum. Ona yardımcı olmak istiyorum. Kendi yatağında, kendi odasında masalını dinledikten sonra miniğimin bana ihtiyaç duymadan uykuya geçmesini hayal ediyorum. Arkadaşın çocuğuna bakıp “Benimki de ne zaman bu kadar olacak? Keşke büyüse de tek başına uyumayı öğrense!” diyorum. Artık ben de uyumak istiyorum. Bazen de “Acaba halimden memnun olmayarak yanlış mı yapıyorum?” diye de düşünmüyor değilim. Görüyorum bazı anneler çocuklarıyla beraber uyumaktan çok hoşnutlar; üstelik çocuklarının yanlarında yatmaktan, hep beraber olmaktan övgüyle bahsediyorlar “Çocuğum böyle daha mutlu; aramızda sımsıkı bir bağ var; ben ona hiç kıyar mıyım!”. Devamı da var “Bazı şefkatsiz anneler o minicik yavrularına kıyıp onları tek yatırıyorlar; o soğuk yatakta yavrucak nasıl hissediyor kim bilir!” Haliyle benim de kafam karışıyor. Hangi yolu izlesem kestiremiyorum. Kendi ihtiyaçlarımı ve kendi durumumu düşünüyorum ve “Boşver kolay yolu seç. Takma kafana. Çocuk dediğin uyumaz. Hem bir tek sen misin bu durumda olan. Nasılsa büyüyünce öğrenir. Al yanında yatsın işte. Sen de gece defalarca kalk, onun odasına git, emzir, salla, oyunlar oyna ve sonra da git çalış. Olacak iş mi bu?” Böyle şeytanlıklar aklımı çelmiyor değil. Diğer yandan da bebeğimi ve onun bağımsızlığını düşünüyorum ve çocuğumun uyku sorunu üzerinde Pazartesinden itibaren çalışmaya başlayacağıma dağir kendime söz veriyorum. Ona bakıyorum “Canım, senin için neyin doğru olduğunu bir bilebilsem. Bensiz yatsan bana kızar, beni suçlar, beni daha az mı seversin? Beraber yatsak bana bağımlı olur musun? Bir konuşabilsen de bana yardımcı olsan.” diye de konuşuyoruz. O kadar çaresizim.

Aslında bir kaç girişimde bulundum. Onu uykusu geldiğinde ama hala uyanıkken yatırdım. Her sabah aynı saatte kalkmasını sağladım. Açık havaya çıkardım. Emzik, biberon vermedim. Ayakta sallamadım. Benden ayrılma kaygısını azaltması için yanına en sevdiği oyuncağı verdim. Odasının kapısını açık bıraktım. Karanlıktan korkup da uyumuyor diye düşündüm ve gece lambasını açık bıraktım. Hatta bir yerde “Çocuğunuzun yatağının parmaklıkları arasından elinizi sokun ve onu kalkmaması için ikna etmeye çalışın.” diye okuyup parmaklıklı yatak bile aldım. Uyku öncesi onu canlandıracak oyunlardan kaçındım, televizyon izletmedim. Yatırdıktan sonra ara ara kontrol ettim; ona güven vermek ve kurallarımdaki ciddiyeti göstermek için. Başarılı olamadım. Hala kendi kendine uyuyabilmesi bir hayal.

Bazı uyku tekniklerini de denedim. Ağlamaya bıraktım. Hiç içime sinmedi. Vazgeçtim. Uyuması için antihistaminik içeren ilaçlar bile verdim. William Sears’ın yöntemini denedim. Anneleri çocuklarıyla beraber yatmaları, onları sallamaları, uyumaları için emzirmeleri konusunda cesaretlendiriyor. Bir gün uyguladım ve vazgeçtim. Aklımdkine tam olarak uymuyordu. Daha sonra Elizabeth Pantley’in yöntemini denedim. Yatağına yatırmadan uyuşana kadar salladım, besledim. Yatırıyordum ve ağlarsa hemen alıyordum. Yine olmadı. Ağladığında alacağımı öğrenmişti. Beni yanında tutması için ağlıyordu. En son da Tracy Hogg’un yöntemini denedim. Çocuğum yalnız değildi, yanındaydım. Yatırıyordum. Çocuk ağlıyordu. Ben kaldırıyordum. Sonra hemen yatırmıyordum. Biraz fazlaca kucağımda kalıyordu. Onu çok ayarlayamıyordum. Kıyamıyorum da. Annelik duyguları diye adlandırdığım duyguları devre dışı bırakamıyordum. O kadar fazla tutmamak gerekiyormuş. Gerek yapılan hatalar, gerek benim karasızlığım ve acıma duygum yine başaramadım. Tüm girişimlerim ve kendime verdiğim sözler Pazar’a kadarmış. Çocuğum hala benimle uyuyor ve ben de hala uyumak istiyorum.

ÇOCUK: 

Anneciğim, çok mu yoruyorum seni? Sen de uyumak istiyorsun değil mi?
Anneciğim, kafan mı karışık? Kendi ihtiyaçlarına öncelik vermek isteğin ağır bastığı için kendini suçlu mu hissediyorsun?
Anneciğim, beni uyutmakta zorlanıyor musun? Her şey, denedin de olmadı mı?
Canım anneciğim, kendine kendine uyuyabilen bir bebeğinin olması hayalini ben gerçekleştireceğim. Bil ki benim sensiz ve kendi yatağımda uyumam daha sağlıklıdır. Kendimi sakinleştirebilmeyi öğrenmek büyük bir başarıdır. Uyurken senin sıcaklığına alışırsam büyüsem de senden ayrılamam. Bu benim gelişimimi kötü yönde etkiler. Beni sallamadan, emzirmeden ya da benimle herhangi bir fiziksel yakınlık kurmadan uykuya geçmemi sağlarsan sana kızmam ve seni daha az sevmem, sana teşekkür ederim; beni daha bebekken özgür bıraktığın için.

Benimle ilgili doğru yolu bulmaya çalışırken yaptığın doğrular da var yanlışlar da. Beni açık havada dolaştırıyordun, güzelce yemeğimi yediriyordun, uyku öncesi sakin zaman geçiriyorduk ve sıra rahat, deliksiz bir uykuya geliyordu. Yanımda güven objem, henüz uyumadan yatağıma yatırıyordun, odamın kapısınu açık bırakıyordun, ışığı da kapatmıyordun. Artık uyumam gerekiyor. Ama uyumuyordum. Gereken her şeyi, bazen de gerekmeyen şeyleri yapıyordun ama ben hala sen odadan çıkarken ağlıyordum. Seni istiyorum anne! Açık hava, şu, bu her şey çok güzel de yetersiz. Uyuyabilmem için içimin rahat olması gerekiyor, beni terk etmeyeceğin konusunda sana güvenmiyorum. Neden biliyor musun? Sen bazı attığın adımlarla güvenimi kaybettin. Işığımı ve kapımı açık bırakıyordun ya, işte o zaman gerçekten “Yalnız kalmaktan korkman için bir sebep var.” diyordun bana. Uyutmak için emziriyordun ya da sallıyordun ve ben uyuyordum. Uyanıyordum ve bir bakıyordum sen yoksun. Ama daha az önce yanımdaydın, nerede kaldın ki? Endişeleniyordum. Artık uyamaya bile korkuyorum, o yüzden uyumak istemiyorum aslında. Ya beni bırakıp gidersen diye. Bir de beni bir defasında ağlamaya bırakmıştın. Ağlıyordum, seni çağrıyordum aslında ve sen gelmemiştin. Sonunda gelmeyeceğini anladım ve uyudum. Sen de sana ihtiyaç duymadan uyuduğum için sevinmişsindir. Evet, uyumasına uyudum ama sana güvenimi kaybettim. Benim ihtiyacım olduğunda yanımda olmayacağını anladım. Beni oracıkta terk ettin. Sen benim yanımda olup, sesinle ve varlığınla sakinleştirsen ben huzurlu uyurum. Hani parmaklıklı yatak almana bile gerek yoktu. Beni uyumaya ikna etmeye çalışman çok zor. İkna etmek başlı başına yanlış Bir şey. Bunu yapman senin emin olmadığını gösteriyor ve dolayısıyla ben de daha fazla direniyorum. Biliyorum ki sonunda ben kazanacağım; çünkü sen pes edeceksin. Bana uyumak istemediğim için laf anlatmaya çalışman benim dikkatimi dağıtır ve ikimiz de uykusuzluktan şikayrt etmeye devam ederiz. Öyle de oldu.

Anneciğim, seni anlıyorum. Artık sen de uyumak istiyorsun. Öncelikle karar ver ve kararından vazgeçme. Bana tek başıma uyumayı öğretmekle yanlış Bir şey yapmıyorsun. İçin rahat olsun. Erken yaşlardaki uyku sorunlarının okul başarısı, sağlıklı gelişim ve devam eden yıllardaki uyku bozukluklarıyla yakın ilişkisi olduğu bilimsel çalışmalarla kanıtlanmış. Benim bir büyüğüm olarak bana bunu öğretmelisin. Sen benim yaşam koçumsun. Ben tek başıma nasıl sakinlşip uyuyacağımı bilmiyorum. Daha doğumumdan itibaren beni bir rutinle tanıştırmalısın. Önümü görebilmek bana güven verir. İlk doğduğumda bana yeni ortama uyum sağlamam için 6 hafta kadar zaman ver. Bu sırada sen de biraz toparlanmış olursun. Bu her ikimiz için adaptasyon dönemidir. Düşük ağırlıklı doğduysam biraz toparlanayım. Gündüz ve gece ayrımını öğret. 6 haftalık olduktan sonra geceleri artık 23.00 dan sabah 5’e ya da 6’ya kadar uyanmadan uyuyabilirim. Aç olduğumu düşünüp beni uyandırıp besleme. Bir alışırsam her gece o saatte uyanırım ve emmek isterim. Gündüzleri de beni besle, biraz oyalnayım ve sonra yatağıma yatır uyuyayım. Mümkün değil mi? Seni sıcaklığınla uyumayı öğretmemişsen yatağımda uyurum. Her ağladığımda benim aç oduğumu düşünüp emzirmezsen ya da gazım olduğunu düşünüp evin içinde turlamazsak yatağımda uyurum. Sadece uyumak istediğim için de ağlayabilirim.

Sakinleşemiyorumdur sadece. Sen beni yataktak kaldırarak daha fazla yoruyorsun. Karnımın tok, altımın temiz olduğuna emin ol. Her beslenmeden sonra gazımı da çıkart. Bunlar tamam ise geriye ağlamamın tek sebebi kalıyor; ben de senin gibi uyumak istiyorum. İzin ver de uyuyayım. Ama oldu ya sen bu işe daha baştan yanlış başladın. Birşeyi anlamadığımı düşünerek emzirerek, sallayarak, evde ya da arabada dolaştırarak uyuttun (Hele gaz sancısı çektiğim zamanlar çok yanlışlar yaptın. Oysa ki her beslenmemden sonra ve sancı sırasında masj yapsaydın bana öyle rahatlayabileceğimi öğretmiş olurdun.) Bunun telafisi var. Tekrar sana güvenebilirim. Bana kendi kendime uyumayı öğretebilirsin. Dediğim gibi karnımı doyuruyorsun ve biraz oynadıktan sonra uyku saati geliyor. Yatağıma yatırıyorsun ve ben bu şekilde uyumam gerektiğini öğrenene kadar yanımda duruyorsun. Doğal olarak ben direniyorum. Sen ise sakin kalıp kararlılığını bozmadan beni tekrar yatırıyorsun. Tracy Hogg’un yöntemini uyguluyorsun yani. Ben çok kısa bir süre içinde bu şekilde uyumam gerektiğini anlayacağım. Sen de artık yavaş yavaş odamdan çıkabilirsin. Tekrar ağlarsam mutlaka yanıma gelmelisin. Böylece sana güveneceğim ve odamdan çıktığını gördüğümde bile ağlamadan, sana ihtiyaç duymadan kendi yatağımda ve kendi başıma uyuyabileceğim. Sağlıklı kişiliğe sahip olabilmem için benim bu özel zamana ve özel alana ihtiyacım var. Artık geceleri de uyandığımda tek başıma uykuya dönebileceğim; tıpkı senin gibi, tıpkı bir yetişkin gibi.

Artık ben uyuyorum, anneciğim; sen de uyuyabilirsin.

PATİKK
Araç çubuğuna atla