Yuvalı Oluyormuşum! Neden Ki?
Önceki
ŞANSLIYIM
Yaşam

Mutlu Yıllar!

Medine Hacıömeroğlu31 Aralık 2015

Ben Mert. Yaşadığım yer Ressam kasabası. Hissettiğim duygu ise mutluluk. İçinde bulunduğum ruh halinin kaynağı ise Reyhan yani canım annem. Kendisi bana yılbaşı için sürpriz hazırlıyormuş, benden habersiz; haberim olursa zaten sürpriz olmaz. Olmayacak da zaten; haberim yok, sürpriz olmayacak. İstemeden kulak misafiri oldum. Bana kitap hediye edecekmiş ve o an geldiğinde ben de çok şaşırıp ona teşekkür edeceğim.

-Sadece kuru bir teşekkür mü anneye?
-Tabii ki de hayır! Çok teşekkür + öpücük + bir öpücük daha + bir kitap da benden sana hediye. Senin bana okuduğun ve okuttuğun kitaplar sayesinde içinde kendimi özel ve değerli hissettiğim bir dünya kurdum kendime. Şimdi de sana kendini bulacağın ve kendini seveceğin bir dünya hediye etme sırası bende. Sana verdiğim kitabın başı var sonu yok; yazar hikâyeyi sadece başlatmış ve bu hikâyeyi tamamlama görevi senin. Yaz yazabildiğince. Yaz gönlünce. Önündeki yeni bir yılı yaz. Önündeki yeni bir yaşamı betimle. Önündeki yeni bir hayali gerçekleştir. Ardındaki yaşanmamışlıkları tamamla! Ardındaki yırtıkları yama! Nice yıllara canım annem!

Annesini çok seven, bir yaş daha büyümüş -yıl 2016 artık ama lütfen, artık 6 değil, 6 buçuk yani 7 yaşındayım- bir oğlan olarak Reyhan’cığım, sana önce kitap sonra parti diyorum. Zaten kısa. Üstelik okuman benimkinden çok daha iyi. Ben hala heceliyorum. 16 sayfalık öykü kitaplarını 1 saatte okuduğumu çok iyi biliyorsun.

-İyi! Peki! Tamam! Ok!
-Türkçe lütfen öğretmenim!

Benim boa yılanımın içindeki bir insandı. Benim boa yılanımın içindeki bir çöp adamdı; ta başından beri bir çöp adamdı; ta bugüne dek çöp adam olarak kaldı. Ve Küçük Prens geldi. Onu yeniden çizebileceğimi söyledi bana. Çok şaşırdım. Elim titredi. Kendimden emin olamadım. Kendime güvenemedim. Ben hiç güzel çizemem ki! Ben hiç çizmedim ki! Ya güzel olmazsa? Ya berbat olursa?!

“Dene, dene. Al şu kalemi. Çiz bakalım ne çıkacak. Ya da bakmayalım, ne çıkarsa.”

Yavrumun annesi olan ben bir çöp adam çizdim. Ona saç da çizdim. Bana hediye etmesi için eline bir de çiçek çizdim. Yavruma örnek olacak benim resmim. Tam da istediğim gibi çizmeliyim. Özenmeliyim. Benim resmime benden başka kim daha çok özenebilir ki. Onu sevmeliyim. Kendimi sevmeliyim. O başka kimden kendini sevmeyi öğrenebilir ki. Onda huzuru bulmalıyım. Huzurlu olmalıyım. Huzur vermeliyim. Onu durağanlıktan çıkartmalıyım. Ben durağanlıktan çıkmalıyım. Kimsenin hayatını yaşamasına engel olmamalıyım. Kimseyi bekletmemeliyim. Ve benden başka kim bunu yapabilir ki!

Hep çöp adam çizdim; kılık, kıyafetsiz. Hep bir şey istedim; yarım, cesaretsiz. Tükenmez kalemimin hatırına her defasında ipince kollu ve bacaklı, çelimsiz çizdim onu. Bu kez vefasızlığı seçip, hatırşinaslığı da bir kenara bırakıp tükenmez kalemimden özür dileyerek, ona veda zamanının gelip çattığını söylemeliyim: Tükenmez kalemim, arkadaşım, seninle çizdiğim o çöp adam artık tükendi. Bana eşlik ettiğin bu: böyle çizmelisin, sen daha güzelini çizemezsin, başka türlüsünü çizersen beğenilmez, renkli boyarsan ayıplarlar, saç yaparsan yakıştıramazlar, eline çiçek verme, zayıf olma, duygularını gösterme, güçlü ol, yenilmez ol diye nutuk çekenlerin yolunun sonuna geldim. Elimdeki kalem bir başka kalem. Elimdeki kalem bir başka, renkli kalem. Elimdeki kalem bir başka, renkli, kendi kalemim. Bu defa elimdeki bir kurşun kalem. Kazandığım, benimsediğim, tercih ettiğim, yeni yolum, yeni mutluluğum tükenmez olanı bile tüketebildiği için oyumu kurşundan yana kullandım. İnce yazmasını istediğim zaman kalemtıraşın kapısını çalıyorum. Bazen “ikili” de yazıyor; bir prensesin tabiri ile: “İyi ki ikili yazmış, yoksa “ı” sesi “l” sesi gibi olmazmış.” (el yazısında tabi) Ben bu kurşunu daha çok sevdim. İstediğimde “ı”, istediğimde “l” yazabiliyorum. Hem de daha çok renk seçeneği var. Sıkıldım artık Siyahtan. Maviden. Kırmızıdan. Favorim Sarı. Baydı beni bu çöp adam. Onu istediğim kılığa sokabileceğim. Güçlü durmama da gerek yok. Bir başkasını düşünmeye de…

Hala kötü çiziyorum; ama çiziyorum sonuçta. Önce bir kalp çiziyorum; sonra kendisini çiziyorum; sonra boa balığını çiziyorum. Kötü de olsa. O benim çöp adamım. Önce kendimi çiziyorum; sonra hayallerimi çiziyorum; sonra yaşadıklarımı çiziyorum. Acı da olsa. Tatlı da olsa. O benim kurgulayıp yaşadığım…

Nice kendimizin yazıp oynadığı senaryolara (tutup tutmamaları hiç önemli değil)! Hayat sigortam yok endişelerinden uzak bir serüvene! Nice kendimizin, kendimiz olduğumuz ve kendimiz için olan yıllara! Mutlu yıllara!

Senin Küçük Prensin de sana bir şey fısıldıyor! Duyuyor musun? İyi dinle! Bak!

Ya boa balığının içine ne çizeceksin? Ne çizdin? Ne çizemedin?

Yorumlar
Yorum yap

Yorum Yap

PATİKK
Araç çubuğuna atla